“Benim için bir şeyin Avrupa malı olup olmamasının hiç önemi yoktur… Hakiki miymiş, sahte miymiş, bu da önemli değil… Bence insanlar, taklit bir ürünü sahte olduğu için değil, ‘ucuza olduğu anlaşılabilir’ korkusuyla kullanmak istemezler. Benim için kötü olan şey ise, tabii eşyanın kendisine değil, markasına önem vermektir. Kendi duygularına değil de, başkalarının ne diyeceğine önem veren insanlar vardır ya hani…”
Kalabalığın kafamın içinde dur durak bilmeden dolanan uğultusu, orkestranın tangırtısı ve şehrin iniltisi sandığım amansız gürültü, ondan uzak olmanın huzursuzluğuymuş yalnızca.
“Her akıllı insan hayatın güzel bir şey olduğunu,amacının da mutlu olmak olduğunu bilir(…) Ama sonra yalnızca aptallar mutlu olur. Nasıl izah edeceğiz bunu?”