Çağdaş insanın bencilliği, gerçekten birey olarak kendine gösterdiği ilgi, zekâsının, tutkularının, duygularının üzerine düşmesi midir? Sosyo-ekonomik konumunun bir uzantısı haline gelmemiş midir o? Bencilliği, kendisini sevmekle özdeyiş midir yoksa kendine olan sevginin eksikliği sonucu mudur?
Çocuk sevgisi "seviyorum çünkü seviliyorum" ilkesine dayanır.
Büyüklerin sevgisinin ilkesi "seviliyorum çünkü seviyorum"dur.
Olgunlaşmamış sevgi "seni seviyorum çünkü sana gereksinimim var" der.
Olgunlaşmış sevginin söylediği ise "sana gereksinimim var çünkü seni seviyorum"dur.
Dış gerçeklik, insanlar ve eşyalar, bedenin iç yapısında uyandıracağı doygunluk ya da vereceği rahatsızlığa ilişkin olarak bir anlam kazanmaktadırlar. Gerçek sadece içerdekidir. Dışındakiler benim gereksinimlerim ile olan ilişkileri oranında gerçeklik kazanır, asla kendi öznitelik ve gereksinimlerine ilişkin değil.