El Müheymin ebced değeri 176
Ya Müheymin… Bu isim, kalbe emniyet gibi inen bir nazardır. Müheymin, gözeten ve koruyan demektir ama tasavvuf ehlinin dilinde sadece dış hâlleri değil, içteki en ince kıpırtıları da kuşatan bir ilâhî murakabeyi hatırlatır. İnsan bazen kendi içine bile yabancı olur. Düşünceler çoğalır, niyet bulanır, kalp dağılır. İşte bu isim, kalbe şöyle der gibi gelir: Sen kendini unutsan da unutulmadın, yalnız hissetsen de sahipsiz değilsin.
176 kez zikir, evrad geleneğinde ebcedle kurulan bir ölçü kabul edilir. Fakat esas sır, sayıda değil, sayının taşıdığı kıvamda gizlidir. Tekrar, kalpte bir iz açar. Zikir, dilde başlayan bir ses değildir yalnızca. Ses, nefesle birleşince ritim olur. Ritim, kalbin atışıyla buluşunca ahenk olur. Ahenk, insanın iç âleminde dağınık duran niyetleri toplar. Harflerin titreşimi, sadece kulakta duyulan bir dalga gibi kalmaz; insanın iç sesiyle birleşince ruhun dikkatini bir noktaya kilitler. Bu kilitlenme, dağınık enerjiyi bir merkezde toplar. Merkez, kalptir. Kalp toparlanınca hayat toparlanır.
El Müheymin zikrinde çok ince bir hâl vardır. Diğer bazı isimler insanı coşturur, bazıları ağlatır, bazıları diriltir. Müheymin ise insanı sakinleştirerek derinleştirir. İçte bir emniyet sahası açar. Sanki karanlık bir odada ışık yanar ve eşyalar yerli yerine görünür. İnsan kendine karşı daha dürüst olur. Çünkü bu ismin hatırlattığı şey şudur: Görünmeyenler de görünürdür. Niyet de görünür, bakış da görünür, kalpte saklanan sızı da görünür. Bu şuur, kişiyi korkutmak için değil, arındırmak için gelir. Korku ile değil, edep ile. Edep ile gelen murakabe, insanı inceltir.
Zikre başlarken kalpten şu niyeti geçir: Ya Rabbi, beni Senin gözetiminde yaşamaya alıştır. Sonra Ya Müheymin de. Her tekrar, içindeki dağınık parçaları bir araya