Ameline güvenmek, insanı görünmeyen bir gurura sürükler.
Oysa kusurunu gören kalp, Allah’a daha yakındır.
Çünkü kırılan kalpte kibir barınmaz, orada sadece yöneliş vardır.
Nice amel vardır ki sahibini yüceltmez.
Nice kusur vardır ki kulunu secdeye indirir ve Rabbine yaklaştırır.
Kalbini yokla.
Güvendiğin şey amel mi, yoksa Allah’ın rahmeti mi.
El Mümin
El Mümin, sadece güven veren değil, güvenin kendisini var eden isimdir. Güven dediğimiz şey, dışarıdan gelecek bir garanti değil, kalbin Hak ile bağ kurduğu yerde doğan bir haldir. İnsan çoğu zaman bir şeye dayanmak ister. Mala, söze, ilişkilere, kendi aklına. Sonra en sağlam sandığı yerden sarsılır. O sarsıntı bir ceza değil, bir çağrıdır. Dayanağını değiştir der.
Tasavvufta emniyet, korkunun yokluğu değildir. Korku gelir, dalga gibi yükselir. El Mümin o dalganın içinde kalbe bir kıble gösterir. Kalp o kıbleye dönünce korku da yerini bulur, endişe de. Çünkü kalp şunu idrak eder:
Ben korunmayı sebepten değil Müsebbibül esbabdan isterim. Sebepler vazife görür, güven ise yalnız Hakkın huzurunda kök salar.
#ElMümin #Tasavvuf #KalpHuzuru #EsmayiHüsna #Tevhid
İhlasla yapılan salih ameller Allaha yükseltilir. ibni Abbas'dan ,Radiyallahu Anhüma, bize nakledildiğine göre şöyle demiştir: "İnsan, ancak niyeti miktarınca korunur." Başka biri de: "insanlara niyetlerine göre, sevap ve azab verilir." Büyük İmam ,Fudayl ibni İyad dan, Radiyallahu Anh, bize rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: "İnsanlar için hayırlı işi terk etmek riyadır; insanlar için amel etmek şirktir. İhlâs, bunların her ikisinden de Allahın seni kurtarmasıdır."
zehirli ebeveynlerin birçoğu duygusal anlam da gelişimini tamamlamamış ve çocuksu kişilikler. Çocuklarını rakip olarak gören ebeveynler de tam olarak bu kategoride...
Çocukla yarışan ebeveyn, aslında büyümemiş bir yarayı taşıyor, sevgiyi korumaya değil kazanmaya çalışıyor. Çocuk rakip olunca ev sıcaklığı sınav salonuna dönüyor, nefes daralıyor, insan kendi değerini kanıtlamak zorunda kalıyor. Böyle yerlerde suç çocuğun omzuna yapışır ama ağırlık ona ait değildir, yalnızca ona bırakılmıştır. İyileşme de tam burada başlar, kendini suçlamayı bırakıp o eski düğümü çözmeye niyet etmek.
Veysel 212121 Kuşaktan kuşağa geçen şey çoğu zaman kötülük değil, konuşulamayan acı oluyor, insan iyileştiremediğini miras bırakıyor. Önüne geçmek dediğin de savaş açmak değil, fark etmekle başlıyor, aynı cümleleri kurmamak, aynı suskunluğu büyütmemek, bir yerde zinciri nazikçe kırmak. En güçlü hareket bazen anne babayı suçlamak değil, kendini suçlamayı bırakmak, yardım istemekten utanmamak ve o yarayı senden sonrakine taşımamaya söz vermek.