Selman Akalan

Selman Akalan
@Sesosaaa
Hayatı seviyor musun? -Öyleyse zamanı çarçur etme, çünkü hayat ondan ibarettir. Sen zamanını boşa harcarsan gün gelir zaman seni harcar! En ağır silleleri vursa da kader, Ezilir belki ama eğilmez başım. (JACK LONDON)
İleri. – Böylece bilgeliğin, iyi adımın, iyi güvenin yolunda ileri! Nasıl olursan ol, kendin deneyim kaynağı ol kendine! Varlığından hoşlanmamayı at bir kenara, kendi Ben’ini bağışla, çünkü bilgiye çıkabileceğin yüz basamaklı bir merdivenin var her halükârda.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Özgür tinlilerin özeni..
Özgür düşünceliler, bilgiyi yalnız yaşayan insanlar yaşamdaki maddi hedeflerine, toplum ve devlet karşısındaki nihai konumlarına kısa sürede ulaşmış olacaklar ve örneğin küçük bir görevle ya da yaşamak için ancak yeten bir servetle seve seve yetineceklerdir; çünkü maddi değerlerin büyük bir değişimi, hatta siyasal düzenin bir yıkılışı bile yaşamlarını çökertmeyecek biçimde yaşamaya hazırlayacaktır onları. Tüm bu şeyler için olabildiğince az enerji harcayacaklardır ki, böylece topladıkları tüm kuvvetle ve âdeta uzun bir solukla dalabilsinler bilmenin unsuruna.
Bilginler huzurdan utanıyorlar. Oysaki boş zamanın(Musse: Bu sözcükle aslında tamamen bomboş geçirilen bir zaman değil, keyifle, zorunlu çalışma olmadan, istenildiği gibi harcanan zaman imleniyor.) ve aylaklığın soylu bir unsurudur bu. – Eğer aylaklık gerçekten tüm sıkıntının başlangıcı ise, aynı zamanda en azından tüm erdemlerin en yakınındadır; aylak insan hâlâ çalışan insandan daha iyi bir insandır. – Boş zaman ve aylaklıkla sizi kastettiğimi sanmıyorsunuz değil mi, sizi tembel hayvanlar?
Silah bir Alıntı olsaydı sanırım bu olurdu...
Memur, tüccar, bilgin olarak, yani bir türün üyesi olarak çalışırlar, tamamen belirli ve biricik insanlar olarak değil; bu açıdan tembeldirler. – Çalışmasının, hemen hemen hep biraz mantıksız oluşu, çalışanın talihsizliğidir. Örneğin paraları toplayan bir bankacıya, aralıksız çalışmasının amacı sorulamaz: mantıksızdır bu çalışma. Çalışanlar taş gibi, mekaniğin kör kurallarına uyarak yuvarlanırlar. – Tüm insanlar, tüm zamanlarda olduğu gibi, şimdi de köleler ve özgürler diye ayrılırlar; çünkü GÜNÜNÜN en az ÜÇTE İKİSİNE kendisi için sahip olmayan kişi, devlet adamı, tüccar, memur, bilgin, ne olursa olsun bir köledir.
Kinik ve Epikürcü
Bir kinik, yüksek kültürdeki insanın çoğalmış ve şiddetlenmiş açılarıyla gereksinimlerinin çokluğu arasındaki bağıntıyı görür; demek ki güzel, uygun, yakışık alan, mutluluk veren hakkındaki görüşlerin çokluğunun, yine çok sayıdaki haz ve acı kaynağından çıkması gerektiğini kavrar. Bu kavrayış uyarınca, bu görüşlerin birçoğundan vazgeçerek ve kültürün belirli taleplerinden uzaklaşarak kendini küçültür; böylelikle bir özgürlük ve güçlenme duygusu kazanır ve yavaş yavaş, alışkanlık sonucu kendi yaşam biçimine katlanabildiğinde, gerçekte kültür insanlarında bulunanlardan daha ender ve daha zayıf acı duygularına sahiptir ve ev hayvanına yakınlaşmıştır; ayrıca her şeyi kontrastın çekiciliği içinde duyumsar – canı isterse küfür de edebilir; böylelikle yeniden hayvanın duygu dünyasının üstüne çıkar. – Bir Epikürcü de bir kinikle aynı görüş açısına sahiptir; ikisinin arasında genellikle sadece bir mizaç farkı vardır. Ayrıca Epikürcü, egemen görüşlerden bağımsız kalmak için kendi yüksek kültüründen yararlanır; bu görüşlerin üstüne çıkar, oysa kinik sadece olumsuzlamada kalmıştır. Epikürcü âdeta rüzgârsız, korunaklı, loş geçitlerde dolaşır, üzerinde ağaçların tepe dalları rüzgârla uğuldamakta ve dışarıda dünyanın ne şiddetli bir devinim içinde olduğunu bildirmektedirler ona. Buna karşılık kinik fırtınada âdeta çıplak dolaşmaktadır dışarıda ve duygusuzluğa varana kadar katılaştırmaktadır kendini.