İktidar kanla beslenen bir organizmadır. Kendisini yöneten insanları güç kadar kötülükle de ödüllendirir. İster Romalı olsun, ister Osmanlı, birkaç istisna dışında eline kan bulaşmamış hükümdar yok gibidir.
"Eğer Ayasofya olmasaydı, Sultanahmet Camii de olmazdı. Yani Hıristiyan olmasa Müslümanlık, Yahudilik olmasa Hıristiyanlık olmazdı. Şöyle de diyebiliriz: Eğer Sümerler olmasaydı Hititler Hititler olmasaydı antik Yunan, antik Yunan olmasaydı Roma Imparatorluğu, Roma Imparatorluğu olmasaydı Osmanlı İmparatorluğu olmazdı. İnsanlığın büyük uygarlığımı oluşturan değişik evrelerdir bunlar. Birini çekip alırsanız anlamsız bir boşluk doğar, tarihi tamamlayamazsınız."
"Ölmüş olması insanı alçaklıktan kurtarmaz ki." Hayır, savunma yapmıyordu, sakin sakin izah ediyordu. "Hepimiz öleceğiz. Gözlerimizi hayata yumunca yaptığımız kötülük-ler silinecek mi? İşlenen cinayetler, işlenmemiş mi olacak? Zalimlikler yaşanmamış mı sayılacak? Kötüler ölünce alçak-lıklarından kurtuluyorsa, iyi insanların yaptıkları olumlu, güzel şeyler ne olacak?" Eğilerek yardımcımın gözlerinin içine baktı, meydan okur gibi değil, açıklamaya çalışır gibi. "Ölüm, kötüyü aklamaz Ali Komser. Kötüyü aklayacak tek şey iyiliktir. Yaptığın kötülükten daha fazla iyilik yaparsan aklanırsın ancak. Hayır, Necdet yaşarken iyi biri değildi, ölünce de iyi bir insana dönüşmedi."
Ama hayat devam ediyordu. İnsan istemese bile başkalarıyla karşılaşıyor, başkalarını seviyordu. Başkalarına duyulan sevgi, ölenlere duyulan bağı azaltmamalıydı. Buna evet demenin kendimi kandırmak olduğunu biliyordum. Hayat, canlılara öncelik tanırdı. Ölenlerin görüntü-leri, sesleri, kokuları, anıları, izleri ağır ağır silinir giderdi. Acı ama galiba başka yolu da yoktu. İnsan pek de vefalı bir varlık değildi. Önemli olan ölenleri tümüyle unutmamak. ruhlarından bir parçayı benliğinize katarak, onların gönlünüzde yaşadığına kendinizi ikna etmekti. İkna etmekti, diyorum çünkü zamanla yüzlerini bile hatırlamakta güçlük çekeceğimiz sevdiklerimizin ruhumuzdaki etkileri, yaşamın canlı görüntüleri, sarsıcı olaylarıyla ağır ağır silinip giderdi belleğimizden. Her ne kadar bunun tersini kendime sık sık yinelediysem de acı gerçek buydu.