Hiçbir zaman bu insan bunu niye yaptı demedim…Bunu nasıl yapabildi,nasıl hissedebildi,nasıl kendini rahat hissedebildi diye düşündüm…
Başkalarının günahlarının yasını tuttum…
Merhamet bir yerlerde sancı çekiyorsa yükünü ben yüklendim…
Hiçbir zaman muhabbete küsmedim,benim için görmek istersen göreceğin,sevmek istersen seveceğin sonsuz şey vardı çünkü…
Ömrümce kimseden “sen bunu bu şekilde acıtmak istedin bu niyetle yaraladın”gibi bir mana duymadım, kalben dahi bunun ağrısını hissetmedim ki bilirsiniz ortada olmayan kırıkların,kuruntuların bile acısını sahiplenir acaba mı diye endişe eder dert edinirdim…
Sadece kendimi üzmek için bahanelerim olurdu…
Ben doğarken,yaşarken,gülerken,acıyorken,mutluyken,korkarken,içim içime sığmaz olurken dahi gözyaşımla vardım…
İnsanların hatrında hassaslığımla çoğu zaman “fazlaca” olan nahifliğimle iz bırakan oldum…
Evet her şeyi kaldırdım,derim ya zarafet elçisiydim ben…Her halim o olmalı ölümüm dahi zarafet kokmalı, kuru yaprağın inceliğinde görünmeliydi vedam bile…
Ama yalnız kalbimin ahını kaldıramadım…
Ona layık gördüğüm muameleyi,kelimeleri,kalpleri,hissiyatları …İnsanları…
İnanmak istemediğim düşünceleri,niyetleri…
Merhametsizleri…
İşte bunların hesabını şimdi o benden soruyor…
İtidâlde olmayan her şey kendine zulüm diyor…
Fazla olan her şey sana yük diyor…
Bu bir güzellik olsa dahi yeri burası değil…
O kalpler bu kalbe göre değil…
Ve hep duyduğum cümle gibi sadece acı veriyor…
Fazla olan bu zamana ait değil…
🍁✍🏻
27/11/12