Şükran Ayaz

Şükran Ayaz
@Setareisoheil
Sonbahar Süheyl Yıldızı’nın izinde… Burada hüznümü şiir ile besliyorum… Şiirlerim ve yazılarım kalemimdendir… Zarafet elçisi
Yazmak bu gece de kanayan azamın hissizliğinde doğuyor…🍁✍🏻
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Sana bir ara aklımda kalanları anlatırım…
Ölsünler ne çıkar en çok her boşluğu dolduran bir keder çıkar Allah kimseyi ölümden korumasın ölüm olmasa bu rezil hayatın suyu çıkar…
Hisleri yaşayış üslubu…
Bazı eserleri dinlerken sanatçının hissiyatını yaşayış üslubunda kayboluyorum… Hepsinde gördüğüm ortak bir duruş var… Cesaret… Hislerini yaşamaktan,ifade etmekten kaçmayan şeffaf ruhlar… Sevgisini,ağrısını,korkusunu,ümidini,hayal kırıklığını,beraberinde gördüğü hak etmediği onca ihaneti,incinen yanını sahiplenen ve haykırmaktan ürkmeyen dimdik şahsiyetler… Samimiyetin kalpten aksedişi… Acı çekiyorum diyebilme olgunluğu… Hislerin hesap kitapla tartıldığı,hayata kırıntıyla tutunduğu bu zamanda bencillikten egodan yana durup bir adım atmayı bir özür dilemeyi ya da üzgünüm diyebilmeyi bile hislerine hürmetsizlik ederek kirletip çok gören insan çokluğunda böyle duygularının hakkını veren insanları görmemek canımızı yakıyor… Duyguların,sevginin hesabı olmamalı… Ya da “beni zaten hiç sevmedin”diyebilmenin suçluluğu… Nilüfer ve her dinleyişimde bunları zihnimde tekrar etmeme sebep olan eserleri… Ve daha birçok sanatçı… O an o eseri okurken yaşıyor ve sen de o hisleri kalbinle anlıyor belki sen de yaşıyor,gözlerinle yaşarıyorsun… Ses tonları dahi hislerin yaşanmış olduğu samimiyetini insana hissettirmeye yetiyor… Bu dünyada hislerinin onurunu incitmeyen,haykırmaktan,acısını sahiplenmekten,ifade etmekten geri durmayan cesur, korkak olmayan şahsiyetler hâlâ var… Onlar bence esas ince ruhlar…🍁💧✍🏻
Yazmak-2
Neticede öğrendim,öğrendim,öğrendim…Kelimelerimin tesir etmediği ne çok kalp var gördüm…Anlam bulması çok zor gördüm…Ama israf olmadığını da gördüm… Evet cümlelerim okunmadan geçildi… Bazen mana bulamadı gözlerde Çoğu insanı sürüklemedi peşinden… Ama bir cümle duyuyordum ya onca insanın içinden… O bana durma demeye yetiyordu işte… Kalbimi kalbine benzeten birileri vardı Ne yazacağım diye merakla bekleyen gözler vardı İnce düşünen ve ince hisseden birileri vardı… Bu kıymetli olandı esasen… Kitap beklentisi,kıymetli insanların olumlu düşünce ve iltifatları,övgüleri… Okurların şaşkınlık ve hayranlıkla yoğrulmuş merakları… Bunlar tebessüm etmeye yeterliydi… Hiçbir platformda büyümedim büyümekten korktum… Bazılarının sanat eseri olarak gördüğü duruş ve tavrım böyle dahi çok kalabalıklar önünde hissettiriyordu beni ve bunun niteliğimi bozmasını istemedim…Sakındım… Her zaman bildiğim ve inandığım şey buydu… Maya değişmez,kuyumcu bağırmaz,asalet kazanılmaz ve ister istemez dışa akseder etrafını parlatır… Güzellik taşar,tesir eder,dokunur ve iz bırakır… Ve böyle bir hal ile de bir pazarlama bir tanıtım çabasına girmedim… Samimiyeti zarar görür,Bu tavır incitir cümlelerimi, yazmanın ruhuna haysiyetine yakışmaz diye düşündüm… Özgün oldum ve huzurluyum… Şimdi evet,çoğu insana ağır,fazla,belki manası kayıp geliyor tavrım… Çevremde pek insan yok Alkışlayan insanlar yok Okuyan insan da pek yok… Ama var… Bir “var” olmanın “niteliği”nice “nicel”olandan üstün geliyor bana… Devam ediyorum,edeceğim… Okunmayıp geçse de okunup anlaşılmasa da,anlaşılıp tesir etmese,kalben duyulmasa da benimle gözyaşlarıyla cümlelerime eşlik eden kalbimizin bir olduğu ve birbirine aktığı tanımadan hemhal olduğum sarıldığım,beni gözlerimden anlayan insanlar var ve hep olacak… Ve yine ben diyeceğim yazmak
Yazmak-1
Toplumda kabul gören olgular dar, bazen çok farklı olmak adına sıradanlaşmış absürtlerden, bazen de çok marjinal görünümlü herkesleşmiş tavırlardan,duruşlardan ibaret… Hiçbir zaman farklı olmak adına bir çabaya girme basitliğinde olmadım… Ve bence şu zamanda marjinal olmak demek sıradan olmak demek… Sıradan kefesinde de görmedim kendimi Çoğu zaman normal bir insan olmaya imrendim… Bu zamanda yaşayamazsın cümlelerini başlarda şükür ile eda ederken şimdilerde gözyaşıyla ve tükenişle karşılar oldum…Yorgunum,yıprandım… Kendimi çok sürükledim… Hiçbir zaman yazmak için yazmadım Samimi olan ne ise ona kucak açtım… Yazmak benim için özgün olmak demekti öncelikle…Esinlenirsem diye şiir okumaktan kaçındığım zamanlar oldu… Tüm kusurlarıyla, anlatım bozukluklarıyla,imla hatalarıyla en saf haliyle kalsın istedim her dökülen… Duyulmak gibi bir amacım olmadı…Nasibi olan okur diye baktım,yazdım,rahatlarım diye yazdım en çok da… Çoğu zaman ünlü bir şairin şiirlerinden olduğu sanılan şiirlerim oldu…Yazdığımı ailem dahil çok sonradan öğrenip tebrik edebildiler…Bu bana verilmiş bir kabiliyetti ötesini hiç düşünmedim…Kendine has bir ruhtum bunu fark edenler de muhakkak öyle olur diye düşündüm…Bunda fazlaca yanıldım…