Ben, için için tà ilk gençlik anılarımdan beri, için için, bir dramın bütün safhalarını yaşadım.
Sanki, kendi kendimi seyreden, kendi için oynayan sessiz bir aktördüm.
Bir tragedya aktörüydüm. Şimdi son perdeyi oynayacagim sırada birdenbire rolümü değiştirip bir başka adam mı olayım?
Anadolu halkının bir ruhu vardı, nüfuz edemedin. Bir kafası vardı, aydınlatamadın. Bir vücudu vardı; besleyemedin Üstünde yaşadigi bir toprak vardı İşletemedin. Onu hayvani duygularin, cehaletin, yoksulluğun ve kıtlığın elinde baktın. O, katı toprakla kuru göğün arasında bir yabani ot gibi bitti. Simdi, elinde orak, buraya hasada gelmişsin. Ne ektin ki, ne biçeceksin? Bu isırganları, bu kuru dikenleri mi? Tabii ayaklarına batacak. İste, her yanın yarılmış bir halde kaniyor ve sen, acıdan yüzünü buruşturuyorsun. Öfkeden yumruklarını sıkıyorsun. Sana istirap veren bu şey senin kendi eserindir, senin kendi eserindir
Ben bir maskara değilim ama, bir safderun olduğum, bir koca çocuk olduğum muhakkaktır. Bundan bir türlü kurtulamıyorum. Feleğin nice cevr, nice aldanışlar, nice hayal ve umut kırılışları beni pişirmeye yetmedi. Hâlâ ne çocukça sevinçlerim,ne hoş hayallerim,gönlümün ne safça akışları var.