İnsanlar, mazeret üretmek için harcadıkları zamanın onda birini çözüm üretmeye harcasalardı, komik olmaktan kurtulacaklardı; ama onlar hep komik olmayı seçtiler.
Pinokyo tahta atla yaptığı bir sohbette aynen şunları söylemişti: “Aslında ben sadece insanları mutlu etmek için küçük, minik ve zararsız yalanlar söylüyordum. Sonra adım yalancıya çıktı, bende insanların beklentileri boşa çıkmasın diye kendimi yalana vurmak zorunda kaldım. Burnumun uzunluğuna gelince, o bizim ustanın beceriksizliği... Yoksa memlekette kısa burunlu adam mı kalırdı?”
Mutlak olana büyük özlem duyuluyor, sonsuz mutlak olanın sonsuz gerçekleştirme imkanları yakalanıyordu. Mutlak, o sarsılmaz dayanıklılığıyla, zihinleri sınırsıza doğru iter ve onları sınırsızlığın içinde yüzdürür. Hiçbir şey dogma kadar hayal üretmez. Ve, hiçbir şey hayal kadar geleceğe gebe olamaz. Bugün ütopya olan, yarın ete kemiğe bürünür.