Sevim uğur

Sevim uğur
@Seug

Sevim uğur

, bir kitap okudu
Puan vermedi·224 syf.·
2025 8. kitabı
Acar Baltaş
8.3/10 · 549 okunma
İş hayatında çatışmanın yıkıcı sonuçları olduğu kadar, çatışmadan kaçınmanın ya da problemi örtbas etmenin de ciddi zararları olabilir. İnsanlar sorunla yüzleşmemek ve sürtüşmeden kaçınmak adına hataları görmezden gelmeyi tercih edebilirler. Sahte hoşgörü ve aşırı uyum çabalarının sonucunda yanlışlar sürer gider ve bir süre sonra da yerleşerek olağan hale gelir; herkes, kötü bir kokuya alışır gibi, yanlışlara alışmıştır. Ekip ve kurum açısından bu tavrın bedeli çok yüksek olur. Sorgulamayan, eleştirmeyen, araştırmayan kurum giderek durağanlaşır ve hantallaşır. Herkes, “ bana dokunmayan yılan bin yaşasın!” yaklaşımıyla yanlışlara gözünü yumar, günü kurtarmakla yetinir. Aşırı uyumun bir başka zararı, “tatsızlık” çıkmasın diye duygularım uzun süre bastırılmasıdır. Oysa duygular bastırmakla yok olmadığı gibi, aksine gizlendikleri köşeden çıkacakları anı beklerler. Derken “incir çekirdeğini doldurmayacak” bir olayın tetiklemesiyle duygu birikimi taşma ya da patlama noktasına gelir. Kurum ve kişiler üzerinde yıkıcı etkileri olan nevrotik bir tepki yaşanır.
İnsanlar özellikle seçeneklerinin sınırlı olduğuna inandıkları durumlarda daha çok tartışır. Tartışma uzadıkça başlangıç pozisyonlarının dışına çıkamayacak duruma gelirler. Fikir tartışması olarak başlayan çatışmaların büyük çoğunluğu kısa bir süre sonra “ego çatışmasına” dönüşür.
Herkes elindeki teknoloji ürünlerini yenileriyle değiştirmeye can atmaktadır. Birkaç yıl önce aldığımız cep telefonumuz, arabamız, televizyonumuz en son modellerin yanında bize battal, hantal gelmektedir. Peki, kendimizi yenilemek için de aynı sabırsızlığı gösteriyor muyuz? Modaya uygun giyinmek için gösterdiğimiz istekliliği; yeni kavramlar, yeni iş yapış biçimleri, yeni değerler kazanmak ve benimsemek için de duyuyor muyuz?
Hayat ritmininin hızlandığı, iş hayatının çalışanlardan her geçen gün daha fazlasını beklediği, insanın hayatındaki önemli kişilere karşı yükümlülüklerinin arttığı bir dünya herkes için yüksek bir stres ortamı yaratıyor. Bu streslerle başa çıkamamak ise tükenmeye yol açıyor. Tükenme; sağlığın zarar görmesi, ilişkilerin donuklaşması ve hayatın anlamını kaybetmesi sonucuna götürüyor insanı. Tükenmeyi önlemek; bir ilişkiye kuvvetle bağlanmak, yaptığı işe kendini yürekten adamak ve hayata karşı olumlu ve yapıcı bir tutum içinde olmakla mümkündür. Bu üç noktada bilinçli çaba harcamak ve seçimlerini bu yönde yapmak stres algısını azaltır, başa çıkmayı kolaylaştırır ve karşılaşılan streslerin kişinin kendi değerini ortaya koyabilmek için fırsat olarak algılanmasına yol açar.