İş hayatında çatışmanın yıkıcı sonuçları olduğu kadar, çatışmadan kaçınmanın ya da problemi örtbas etmenin de ciddi zararları olabilir. İnsanlar sorunla yüzleşmemek ve sürtüşmeden kaçınmak adına hataları görmezden gelmeyi tercih edebilirler. Sahte hoşgörü ve aşırı uyum çabalarının sonucunda yanlışlar sürer gider ve bir süre sonra da yerleşerek olağan hale gelir; herkes, kötü bir kokuya alışır gibi, yanlışlara alışmıştır. Ekip ve kurum açısından bu tavrın bedeli çok yüksek olur. Sorgulamayan, eleştirmeyen, araştırmayan kurum giderek durağanlaşır ve hantallaşır. Herkes, “ bana dokunmayan yılan bin yaşasın!” yaklaşımıyla yanlışlara gözünü yumar, günü kurtarmakla yetinir.
Aşırı uyumun bir başka zararı, “tatsızlık” çıkmasın diye duygularım uzun süre bastırılmasıdır. Oysa duygular bastırmakla yok olmadığı gibi, aksine gizlendikleri köşeden çıkacakları anı beklerler. Derken “incir çekirdeğini doldurmayacak” bir olayın tetiklemesiyle duygu birikimi taşma ya da patlama noktasına gelir. Kurum ve kişiler üzerinde yıkıcı etkileri olan nevrotik bir tepki yaşanır.