Mesela güneşli havalarda genellikle sinirlenmeye daha yatkın olduğumuza dair bir gözlem vardır. Fakat bir araştırmaya göre, eğer güneş gözlüklerimizi takacak olursak bu sinirlilik hali belirgin oranda azalıyor. Bunun nedenini anlamak aslında zor değil. Güneşin parlaklığından dolayı gözümüze giren ışık miktarını sınırlayabilmek için sürekli kaşlarımızı çatarız. Kaşların çatılmasını sağlayan yüz kası hareket örüntüleri ise beyne aynı zamanda olumsuz bir durum olduğu sinyalini gönderir çünkü bu tip bir yüz şekli, kızdığımız zaman da sıklıkla yüzümüze yerleşiverir. Beyindeki duygusal devreler böylece yüzden aldıkları geri bildirime bağlı olarak “savaş yahut kaç” sistemini faaliyete geçirebilecek bir duyarlılık noktasına gelir. Sonuçta beynin uyarılma düzeyinde bir artış olur ve ufak mevzularda bile insanlar daha kolay sinirlenebilirler.
Stoacıların inanışına göre canımızı sıkan birçok şey gerçek dünyanın değil, hayal gücümüzün bir ürünüdür. Rüyalarımız gibi o sırada oldukça canlı ve gerçekçi gibi gelir ama uyandığımız anda her şey anlamsızlaşır. Rüya sırasında hiçbir zaman durup, “bunlar gerçek mi?” diye düşünmeyiz. Aynı şey öfke, korku ya da benzeri aşırı duygu durumlarımız için de geçerlidir. Üzerinden belli bir zaman geçtikten sonra ya da başkalarına anlatmak zorunda kaldığımız zaman nedense ilk andaki etkisini yitiriverir.