Şeval kutluay

Şeval kutluay
@Seval00
20 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
Beyin esas olarak herhangi birinin bize ne soyledigini değil, bizim o kişi üzerinden kendimize ne söylediğimizi duyarak şekilleniyor. Depresyon, erteleme, anksiyete gibi sorunlar o kişilere değil bizim kendimize karşı sert iç sesimize karşı bir savunma biçimi.
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Zihnimizde sert kalıplar olmasaydı ve her insanı doğduğu günden, Hatta öncesinden itibaren olduğu gibi kabul edebilseydik zaten bu kitapta anlattığım şeyleri anlatmama hiç gerek olmayacaktı. Kimse erteleme, depresyon, kaygı, utanç ve benzeri şeyleri yaşamayacaktı.
Mesele şu ki dünya dışadönüklerin dünyası. Dışadönük ve bahsettiğim diğer özelliklerdeki insanların sesi her yerde daha çok çıkıyor, Bu insanlar olumsuz fikirlerini daha az düşünerek ve daha kolaylıkla, daha sert ve kırıcı biçimlerde dile getiriyorlar. İçedönük, nazik, hassas kimseler bu tavırdan ve bulunmak zorunda kaldıkları ortamları bu tavrın ele geçirmiş olmasından, bu kişilerin baskınlığından çok çekmiş oluyorlar genellikle. Bu nedenle de üzerinde durduğum şeyler, yalnız ve anlaşılmamış hissettikleri bir dünyada duygudaşlık hissi veriyor onlara. Bahsettiğim tarzda problemler onlara daha yakın, bunları daha kolay anlıyorlar.
Sayfa 187·Kitabı okudu
Doğadaki döngülerin her biri, iç doğamızda da aynı şekilde yaşanır. Sürekli yatar pozisyonda olmanın bedenimize ve psikolojimize zararları vardır. Aynı şekilde, hiç oturmadan, yatmadan sürekli ayakta ya da yürür pozisyonda da günler, saatler geçiremeyiz. Normal şartlar altında, bu döngülerin her biri kendi ritminde yaşanır. Yavru maymunun anneden uzaklaşıp sonra ona yine geri dönmesi gibi. Anneye dönmelerin uzaklaşmalara, uzaklaşmaların anneye dönmelere evlenmesi gibi. Önce anne ile yaşadığımız bu ritmin şimdi kendi içimizde yaşanması da doğaya dairdir. İçe dönmek ve sonra dışa açılmak, iç ve dış arasında, uyku ve uyanıklık arasında, dinlenme ve hareket arasında gidip gelmek bu ritmin bir parçası olarak gerçekleşen olaylar. Ama çocukluğumuzda bir şeyler olması gerektiği gibi gitmediğinden şimdi o doğal ritim bozulmuştur. Dışarıda kaplanla/bizi korkutan, utandıran olayla karşılaştığımızda döndüğümüz iç anne güvenli, şefkatli bir üs değil, o kaplanın bir parçasıdır. İç anne-baba cezalandırıcı olduğu için etraftaki her şey de cezalandırıcı olduğundan ve algılandından, iç çocuk çok yalnız kalmıştır. Buna dayanamadığı zaman yaşadığı rahme dönme isteğidir ERTELEME ve DEPRESYON, farklı derecelerde de olsa.
Sayfa 167·Kitabı okudu
Bazı şeylerle ne kadar çok yüzleşirseniz dehşet vericilikleri o kadar azalır