"Biz düşman değiliz, Sankta Alina. Tek istediğim şeyin seni Ravka tahtında görmek olduğunu bilmelisin."
Az daha gülümseyecektim. "Biliyorum, papaz. Tahtta ve senin kontrolün altında."
Başını yana eğip bana baktı. Gözlerindeki bağnazlık ışıltısı kaybolmuştu. Bakışlarında zekâ vardı, o kadar.
"Beklediğim gibi çıkmadın," diye itirafta bulundu.
"Beklediğin gibi bir azize mi yani?"
"Evet, ama beklediğimden iyi bir kraliçe olabilirsin. Senin için dua edeceğim, Alina Starkov."
İşin garip tarafıysa, ona inanıyordum.
"Yanında o izcin, o Lantsov köpeği varken farklı olacağını mı sanıyorsun?"
"Evet," dedim sadece.
"En güçlüleri sen olacağın için mi?"
"Senden daha iyi adamlar oldukları için."
"Belki sen beni daha iyi bir adam yaparsın."
"Belki sen de beni bir canavar yaparsın."
"Otkazat'sya'ya olan bu sempatini hiçbir zaman anlamadım. Bunun sebebi, çok uzun bir müddet onlardan biri olduğunu düşünmen mi?"
"Bir zamanlar sana da sempati duydum." Hemen başını kaldırdı. Bunu beklememişti.
"şimdi sıra sende. Ailen hakkındaki gerçeği söyle bana, His. Yıllardır seni aile konusunda mutsuz gördüm. Beraber gittiğimiz bir aile mezarlığı oluyordu ama sen yalnızca gitmek için gidiyordun. Dur, şöyle sormam gerekiyordu. Ailen gerçekten öldü mü, His?"
"Öldüler." Benim ağzımdan İlk anda kolay kolay doğru kelime çıkmazdı. Ben yalana doğmuştum.
"Sana bu denli yara açan ve büyük bir iz bırakan insanlar zaten yaşamamalıydı. Aile, cehennemdir."
Aile, cehennemdir. Ailemin yarattığı cehennemdeydim.
Yaşıyorlardı.
Bana yara açan ve büyük bir iz bırakan ailem yaşıyordu.
Ama unutmayın, yara hep iyileşir. En kötüsü bile. Fakat izi hep kalır. Ailem en büyük yara izimdi.
"Öl bebektim diyorsun ama ölümü unutmuşsun, kızım. Ne diyordum sana hep?"
"Memento mori."
"Evet, memento mori. Ölümü hatırla, güzel kızım. Ölümü hatırla; çünkü her şeyin sonu sen olacaksın."
~
Kameraya doğru dönüp gülümsedim.
"Baba, her şeyin sonu olacağım. Senin de."
Her şeyin sonu olacağım. Hayır, sil. Yalnızca senin sonun olacağım.