Sevda

Cahit Sıtkı Tarancı-Yalnızlık Macerası
Öyle yalnız kaldım ki hayatımda Kimi gün öldüm kimi gün ilah oldum Çok zaman annemin dizlerine hasret Koydum başımı kendi dizlerime Doya doya ağladım Paylaşırsa dost paylaşırmış İnsanın derdini sevincini Dost ümidiyle ortalığa düşmeye gör Hangi kapıyı çalsan kimseler yok Hangi omuza dokunsam yabancı çıkar Aşık mı olmadım taparcasına Bir Mecnun geçti o çöllerden bir de ben Diz mi çektirmedim alemde Kerem gibi Ferhat gibi gürz mü sallamadım dağlara Ne Leyla yar oldu bana ne Aslı ne Şirin O gün bugün sırtımı kendim sıvazlıyorum Sabahları sokağa çıkmadan evvel Cesaret şairim cesaret Kendi saçlarımı okşuyorum geceleri Sevgilimin saçları niyetine.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Arif Nihat Asya-Bir Bayrak Rüzgar Bekliyor
Şehitler tepesi boş değil, Biri var bekliyor. Ve bir göğüs, nefes almak için; Rüzgar bekliyor. Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye; Yattığı toprak belli, Tuttuğu bayrak belli, Kim demiş meçhul asker diye? Destanını yapmış, kasideye kanmış. Bir el ki; ahretten uzanmış, Edeple gelip birer birer öpsün diye fâniler! Öpelim temizse dudaklarımız, Fakat basmasın toprağa temiz değilse ayaklarımız. Rüzgarını kesmesin gövdeler Sesinden yüksek çıkmasın nutuklar, kasîdeler. Geri gitsin alkışlar geri, Geri gitsin ellerin yapma çiçekleri! Ona oğullardan, analardan dilekler yeter, Yazın sarı, kışın beyaz çiçekler yeter! Söyledi söyleyenler demin, Gel süngülü yiğit alkışlasınlar Şimdi sen söyle, söz senin. Şehitler tepesi boş değil, Toprağını kahramanlar bekliyor! Ve bir bayrak dalgalanmak için; Rüzgar bekliyor! Destanı öksüz, sükûtu derin meçhul askerin;
Yalnızız. Vücutlarımız ruhsuz gövdeler gibi sallanıyor ortalıkta... Doludizgin bir nehrin sularına nedensiz düşüvermiş solgun yapraklar gibi taşıyor hayat bizi... Karanlık bir meçhule doğru akıyoruz... Nehrin sonu ya dingin bir deniz ya cehennemi bir çağlayan bilemiyoruz. Biçare, sürükleniyoruz.
Sayfa 34 - İmge Kitabevi Yayınları
Bahattin Karakoç-Anladım
(Aranağme) Aşkın hem ateş hem yağmur olduğunu Kemiklerime kadar ıslanınca anladım... Adildir Padişahım, yan tutmaz, emek yemez İnanıp erkine yaslanınca anladım... Sınırları karıştırdım deliliğin met cağında Gerçeği, som gerçeği uslanınca anladım... Fiziğini aşan yanık sesin yeni ufuklara Nasıl pençe vurduğunu, seslenince anladım... Aşkın fotoğrafı gözlerimde fer / kanat Yürek sürekli zikir ile beslenince anladım... Yaş dorukta, gönül hâlâ çıktığı yolun başında Başım dağlar gibi sislenince anladım.... Bahattin KARAKOÇ (Sürgün Vezirin Aşk Neşideleri – Dolunay Yay. Ankara – 2004)
Aşk için erkendi belki; barış henüz uzak... ...ama ikisi de gelecekti nasılsa sonunda...
Sayfa 30 - İmge Kitabevi Yayınları