"Kendimle aramda bir duvarım var içime ördüğüm. Anlatmaktan çekinip, susmaktan yorulduğum. Kendime zırh edinip sadece kendime dert ettiğim. Kendimle aramda bir duvarım var, kimseye göstermediğim."
“On yıl sonraki kendime not; eğer kalbinde biri çiçek açtırabildiyse onun hatrına o bahçeyi kimseye talan ettirme. Hayatta değilsen de eğer umarım toprağına güller getirecek vefalı insanların vardır.”
Birilerine kırgınken ya da sinirliyken en çok kendime zarar verdiğimi fark ettim. Yani herkes bir yerlerde devam ederken, her şey akıp giderken göğsünde koca bir alev topuyla yaşamak en çok kendine haksızlıkmış. Affedememek yorucu bir his.
"Hiç vaktiniz yok durup ince şeyleri düşünmeye, bir insanın hassas yerlerine özen göstermeye, kendi kalbinizi dinlemeye bile vaktiniz yok. Aceleciliğiniz, hırslarınız, bencilliğiniz, bu kadar telaşlı yarışınız kime, neye inanın bilmiyorum."