Berlin’den Türkiye’ye uzanan bir cinayet romanı.Cemal daha doğmadan ailesi Almanya’ya taşınan bir göçmen ailesinin üyelerinden biri.Ailesi kuşaklar boyu Bergama Antik Kentinin kazılarında çalışmış.Öyle ki antik kenti, Antik Yunan mitolojisindeki tanrıların , titanların, devlerin hikayelerini herkes adı gibi biliyor. Bu mitoloji aşkı Cemal’de babasında dedesinde kısacası herkeste var . Cemalin de evinin her yerinde Zeus altarının çizimleri , heykelleri var.Bir gün Cemal evinde Zeus heykelinin önünde öldürülmüş ve kalbi sökülüp ellerinde Zeus’a sunulmuş gibi bulununca olaylar başlıyor.Cemal’den sonra başka cinayetler de işleniyor ve cinayetlerin hepsinde mitolojiye ve Neo Nazilere gönderme yapan işaretler mevcut. Bu dosyadan sorumlu Berlin emniyetindeki türk komiser Yıldız Karasu ve Yardımcısı Tobiasla müthiş bir yolculuk yapacağınız , mitolojiye doyuran bir cinayet romanı.Katilin kitabın sonuna kadar tahmin edilemediği çok güzel bir eserdi.Ve Ahmet Ümitten okuduğum en iyi romanlardan biriydi.
O kadar yaralanmıştı ki, kutsal da olsa yeni bir baba istemiyordu.Aksine, babaya ihtiyaç duymayacak kadar güçlü olmak istiyordu. O yüzden Zeus olmayı seçti, çünkü tanrıların babaya ihtiyacı yoktur.
Anılar önemlidir.Anılar, yaşananları hatırlatır.Yapılan kötülükleri ve iyilikleri, acıları ve mutlulukları.Anılarını unutursan, yaşananları da unutursun.Yaşananları unutursan, geçmiş tekrar eder.
İnsan denen mahlukun en önemli niteliklerinden biri unutmaktı.İyiliği de kötülüğü de, acıyı da mutluluğu da, korkuyu da sevinci de unuturlardı.O yüzden aynı hataları tekrarlarlardı.