" Her şey başa döner; bütün hikayeler biter ve yeniden başlar. Yapraklar dökülür ve yeniden filizlenir. Geceler durmadan dirilir. Kederler saatede, saadetler kedere gebedir. Her şey nihayet en sonundan en başa döner. Düşünen kimseler için mühim bir hakikattir bu."
" İçimdeki tüm kırık parçalar adını bilmediğim bir desene doğru akın akın çekiliyormuş gibi hissediyordum. Sanki kalbim benim bilmediğim bir deseni biliyor , o deseni tamamlamaya çalışıyordu. Sanki parçaları doğru yere bir koyabilsem hayatımdaki tüm yalnızlık, uyumsuzluk ve aykırılık birleşerek doğru hissettiren bir bütün ortaya çıkaracaktı."
Ben onu tanırım. Bir göz kırpışından, bir nefes alışından, kelimeleri birbirine katıp karıştırmasından tanırım. Kaçtığı zamanlarda bile yakalanmak isteyen gözlerini bilirim. Titreyen sesini, birbirine dolaşan kelimelerini, saçmalayışını. . . Hepsini. Belleğim boş durmaz, onu her yeniden gördüğümde unuttuğumu sandığım bir yanını usulca koyar önüme..
Kapı çaldı. Gelen Tahir'di.
" Tahir... " Ben aval aval ona bakarken o bana başka türlü baktı. Başka türlü derken... Karşısına aniden ayıcıklı pijama, çizgi film karakterli maske ve parlak rujla çıkan birine nasıl bakılırsa öyle...
" Merhaba Melek bana söylemek istediğin bir şey var mı?
" Şey ne gibi mesela?
" Kırk bin şuan nerede, Melek?"
"Şey... kendileri şuan dudaklarımda, Tahirciğim."
" Ayrıca kırk değil, otuz dokuz bin dokuz yüz doksan dokuz lira."
" Anlıyorum. Bir şeyi merak ediyorum. Seni otuz dokuz bin dokuz yüz doksan dokuzda durduran ne oldu?" Diye sordu.
"Ne olacak canım, kart limitinin bitmesi..."