Sevgiden vazgeçerek önceden belirlenmiş istasyonlarda durup, tarifeye göre yol alan bir tren ya da sadece ikmal yapmak için duran bir yarış arabası gibi hayatı yaşamadan tüketmek pahasına hedeflerine varan bunca insan olduğunu görmek, şaşırtıcı olduğu kadar üzücü de.
Özgürlüğün, yaşamımıza düzen ve anlam getiren yapıları yok edeceğinden korkuyoruz. İtaakar olduğumuz, körü körüne boyun eğdiğimiz için hainler yaratıyoruz. Böylesine zayıf olduğumuz için totoliter oluyoruz.
Hain kim öyleyse?
Tarih boyunca insanın insana karşı çıkması, bizi özgürlüğe ya da mutluluğa daha çok yaklaştırmış değil. Sadece sömürünün ve baskının biçimini değiştirdi, o kadar.
Bir yere ait olmak isteyen bireylerin başkalarının seçimi aracılığıyla dışlanabildiği her toplum, üyelerine baskı uyguluyor demektir. Ayrıca taraf seçmek, bir dışlama biçimidir. Bir üstünlük-aşağılık kavramına dayandığından, daima kuvvete dayalı bir düzenin yansımasıdır.