Adı konmuş musibet ile mükafat süsü verilmiş ceza arasındaki fark az-buz değil. Soygun, ferde de cemiyete de bir kereliğine zarar verir, sömürü ise daimi bir ezadır. Kendi evlatları tarafından sömürülen bir cemiyetin cefası bitmez; kendi milletine sürü nazarıyla bakanların da gözü doymuyor.
İnsan yalansız yaşayamaz. Ölümün bile arkasına yalanlar dayar ki ona tahammül edebilsin. Gel gelelim ben başımın altına rahat bir yastık gibi koyabileceğim tek bir yalan bulamıyorum.. Neden mi? Kendimi inandıramıyorum işte.
Lakin hayat, zaaflarımızı görmezden gelip yaralarımızı unutmakla, vedaları dengeleyen buluşmalarla, tehlikleri yok sayıp ölümü inkarla kaim, değil mi ya?