Küçüklüğünden beri, kendi başına başarıya ulaşanların sahip
olduğu güçlü karaktere sahipti. Hayatında meydana gelen her şeyin
üstesinden tek başına gelmeyi bilmişti ve dürüstlük onun doğasında
vardı. Bir kız evlat olarak, bir abla, bir eş ya da bir anne
olarak, dükkan işleten bir patron olarak, hatta metroda yanından
teğet geçilen bir yolcu olarak, her koşulda elinden gelenin en iyisini
yapmıştı. Bu dürüstlüğün getirdiği dinginlikle her durumun
üstesinden gelebilirdi, zamanın bile.
Karımın herkesten farklı, dikkat çekici tek bir özelliği varsa,
o da sutyen takmayı sevmemesiydi. Kısa ve durgun geçen flört
döneminde, bir keresinde tesadüfen elimi sırtına dokundurmuş ve
kazağının altında sutyen askısının olmadığını anlayıp biraz heyecanlanmıştım.
Acaba bana bir mesaj mı vermek istiyor diye bir
iki dakika daha dikkatli bakmış, hareketlerini gözlemlemiştim.
Gözlemin sonucu, kesinlikle ne bir mesaj verdiği ne de bir sinyal
gönderdiğiydi. Peki neydi, tembellik ya da duyarsızlık mı? Anlayamıyordum.
Hayır, sutyensiz gezmeye uygun, biçimli göğüsleri olduğundan da değil. Dolgulu bir sutyen takmasını tercih ederdim,
en azından arkadaşlarımla tanıştırmaya yüzüm olurdu.
Henüz gün ışığına çıkmamış bir ruha dahil çıkabilmek sınırsız bir sevinç veriri kişiye ! O ruh, en güzel kokularını saçabilmek için güneşin ilk ışınlarını bekleyen bir çiçektir. Hemen koparılmalıdır ve doyunca kokladıktan sonra yere atılmalıdır. Belki kaldıran biri bulunur !
Moskova’daki genç kızlar bilime vermişler kendilerini, kötü de etmemişler doğrusu! Erkeklerimiz, genel olarak öyle kaba saba ki, onlarla oynaşmak akıllı bir kadın için katlanılamaz bir şey olsa gerek.