Ey Şems, hangi söz gücendirdi nazende gönlünü. Hangi kem göz incitti gece karası bakışlarını da ansızın çekip gittin bilinmez diyarlara. Sen gittin ya bilmez misin bu dostun deli
divane dolaşmakta. Gel ey Şems.
İçimde aradığım yakın sensin. Aradığım sen. Sendeki beni, bendeki seni arıyorum. Ne bende, ne sende, hem sende, hem bende olanı arıyorum; bir teslimiyet, bir huzur, bir kabul ediş, bir kurban oluş, bir yok oluş...
Kimi zaman nefsinizi sarsar ruhum. Kimi zaman bir aynayım, size bütün eksiklerinizi, kusurlarınızı, çirkinliklerinizi haykıran. Bazı nakilcilerin beni basit bir batıni dervişi olarak görmeleri beni hafife almak anlamına gelir. Beni küçümseyenlere sormak isterim: Benim eserim Mevlâna’m ortada. Ya sizinkiler nerede?