Kaç gece kan ter içinde uyandın?
Ya da kaç gece sabaha kadar uyuyamadın?
Kaç yüz bedene mezar oldu yüreğin?
Kaç acının izi kaldı yüzünde?
Kaç volkan kurudu yanaklarında?
Kaç sabah müjde ile uyanmak istedi içindeki çocuk.
Ve kaç sabah uyandığında oyun arkadaşlarını göremedi?
Ne kadar korkuyu taşıyabildi kalbin,
Kaç atışı kaldırabildi dakikada?..
Kaç defa bağıra bağıra ağladın yalnız kaldığında…
Kaç şarkı geçti hikayenin en içinden
Kaç şiir döküldü gözlerinden
Kaç türkü mırıldandın derinden…
Kim bildi ki…
Kim dinledi ve kim anladı?
Seni kim duyabildi asıl sahibinden başka?
Kim örttü yine acılarının üzerini şefkatle…
“Sana darılmadım ve seni terketmedim” diyen kimdi … (Duha 3)
“Acını benden başkasına izhar etme, derdini benden başkasına şikayet etme…Çözemezler… Derdinin dermanı bende, onlar bilemezler. Kurtarıcı sandıkların da benim kulum. Şifan bende” diyen kimdi ?
Sen, umursamaz ve taş kesilmiş kalplerden yardım dilenirken, seni en çok umursayan “şah damarından yakınım” diyen kimdi?
Bunu düşün Güzellik…