Cafer Aydemir profil resmi
Bol(u)
Erkek
17 okur puanı
16 Oca 2018 tarihinde katıldı.
  • Cafer Aydemir paylaştı.
    Aynı milletin çocukları arasında görüş farklılıkları, fikir farklılıkları olabilir, fakat bu hiçbir zaman suçlamanın, ayrımcılığın, bölücülüğün sebebi olmamalıdır.
  • Cafer Aydemir paylaştı.
    272 syf.
    ·4 günde·Beğendi·10/10
    Her müslüman gencin okumasının gerektiğini düşünüyorum. İçinde çok değerli bilgiler bulunduran bir eser. Siyonizmi Emperyalizmi gayet açık ve amaçlarının neler olduğunu anlatmış olan bir eser. Bir dava adamı olan Necmettin Erbakan'ın da bu kitapla daha iyi anlaşılacağını düşünüyorum. Siyasi bir kitap olmakla birlikte siyaset yapmayı sevmiyorum diyenler için şu dipnotu düşmek isterim eğer biz siyasetten anlamaz ve siyaset içinde olmaz isek siyasetten anlayan başkaları bizleri yönetir bu düşünce ile hareket edip hayatımıza devam etmeliyiz. Küresel olarak yada direkt bizim üzerimize oynanan oyunların farkında olmamız dileğiyle. Okuyacaklara şimdiden iyi okumalar :)
  • Cafer Aydemir paylaştı.
    “Kimse giremez yazıp astım kalbimin kapısına. O gül yüzlü girip oturdu başköşeye. Güldü; ben okuma bilmem, dedi.”
  • بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

    أَلَمْ نَشْرَحْ لَكَ صَدْرَكَ ﴿١﴾وَوَضَعْنَا عَنكَ وِزْرَكَ ﴿٢﴾الَّذِي أَنقَضَ ظَهْرَكَ ﴿٣﴾وَرَفَعْنَا لَكَ ذِكْرَكَ ﴿٤﴾فَإِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا ﴿٥﴾إِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا ﴿٦﴾فَإِذَا فَرَغْتَ فَانصَبْ ﴿٧﴾وَإِلَى رَبِّكَ فَارْغَبْ ﴿٨﴾
    Bismillahirrahmânirrahîm.
    1- Elem neşrah leke sadrek
    2- Ve vada'na 'anke vizreke 
    3- Elleziy enkada zahreke 
    4- Ve refa'na leke zikreke
    5- Feinne me'al'usri yüsren
    6- İnne me'al'usri yüsren 
    7- Feiza ferağte fensab 
    8- Ve ila rabbike ferğab

    Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle.
    1- Senin için bağrını açmadık mı?
    2- İndirmedik mi senden o yükünü?
    3- O sırtında gıcırdamakta olan (ve bu şekilde sana eziyet veren) yükünü? 
    4- Senin şanını yüceltmedik mi?
    5- Demek ki, zorlukla beraber bir kolaylık var.
    6- Evet o zorlukla beraber bir kolaylık var!
    7- O halde boş kaldığında yine kalk yorul! 
    8- Ve ancak Rabbinden ümit et, hep O'na doğrul!
  • بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

    الَّذِينَ آمَنُواْ وَتَطْمَئِنُّ قُلُوبُهُم بِذِكْرِ اللّهِ أَلاَ بِذِكْرِ اللّهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُ ﴿٢٨﴾
    Ellezîne âmenû ve tatmainnu kulûbuhum bi zikrillâh(zikrillâhi) e lâ bi zikrillâhi tatmainnul kulûb(kulûbu).

    1.ellezîne âmenû: Allah'a ulaşmayı dileyen, âmenû olan kimseler
    2.Ve tatmainnu: ve mutmain olur, tatmin olur
    3.kulûbu-hum: onların kalpleri
    4.bi zikri allâhi: Allah'ın zikri ile
    5.e lâ: öyle değil mi
    6.bi zikrillâhi (zikri allâhi): Allah'ın zikri ile
    7.tatmainnu el kulûbu: kalpler tatmin (mutmain) olur.

    "Bunlar, iman edenler ve gönülleri Allah'ın zikriyle sükûnete erenlerdir. Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur."
  • بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم
    وَقُلْ جَاء الْحَقُّ وَزَهَقَ الْبَاطِلُ إِنَّ الْبَاطِلَ كَانَ زَهُوقًا ﴿٨١﴾
    Ve kul câel hakku ve zehekal bâtıl(bâtılu), innel bâtıle kâne zehûkâ(zehûkan).

    1. ve kul: ve de, söyle
    2. câe: geldi
    3. el hakku: hak
    4. ve zeheka: ve yok oldu, zail oldu, ortadan kalktı
    5. el bâtılu: bâtıl, boş olan, yanlış olan
    6. inne: muhakkak
    7. el bâtıle: bâtıl
    8. kâne: oldu
    9. zehûkan: yok olan, ortadan kalkan
    “Hak geldi, batıl yok oldu. Şüphesiz batıl, yok olmaya mahkûmdur.”
  • Cafer Aydemir paylaştı.
    Hadi bu zulmede tamam diyin yeter diyin de bi noktada buluşalım.İnsanlık ölürken susanlar insanlıktan bahdeser. Şşşş sessizzzz dünya uyuyor!!!!
  • Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Kudüs'le ilgili İsrail'in hesap vereceğini söyledi. İslam dünyasının ilk defa bir karar aldığını da belirten Çavuşoğlu, 'Filistinli kardeşlerimizin Kudüs'ün korunması için oraya uluslararası bir güç göndereceğiz. İsrail bundan sonra istediği zaman kardeşlerimize saldıramayacak' dedi.
  • "Yıllar önceydi, sene 1972. O zamanlar genç bir gazeteciydim. Türkiye’den bazı siyasiler ve iş adamları İsrail’e resmi ziyarette bulunuyorlardı. Biz de gelişmeleri izlemek için oradaydık. Bir sıcak mayıs akşamıydı. Her ziyarette olduğu gibi sıradan bir işti anlayacağınız.

     Ziyaretin dördüncü günü bize tarihi ve turistik yerleri gezdirmeye başladılar, kafile olarak Mescid-i Aksa’ya vardık. Heyecanlanmıştım asırlık merdivenlerden yukarı çıkarken. Üstteki avluya ‘on iki bin şamdanlı avlu’ diyorlar. Yavuz Sultan Selim Han, Kudüs’e gelince bu avluda on iki bin şamdan mum yaktırmış. Koca Osmanlı ordusu yatsı namazını o mumların ışığında kılmış, adı oradan geliyor. 

    Avlunun kenarında biri dikkatimi çekti. Doksan yaşlarında bir adam… Üzerinde kendinden daha yaşlı bir asker üniforması; her yanı yama içinde, hatta bazı yamaların bile tekrar yamanmış olduğu bir elbise... Asırlık ağaçların gövdesindeki halkalar misali yamaları yaşını göstermeye çalışıyordu sanki. 
    Orada ayakta bekliyordu, sırtına zorla yapıştırılmış gibi duran hafif kamburu da olmasa dimdik duracaktı. İki metreye yakın boyu ile yaşlıydı ama bir o kadar da vakur. Şaşırmıştım. 

    ‘Acaba bu adam bu sıcakta güneş altında neden dikilip duruyor’ dedim içimden. Bizi gezdiren rehbere sordum; ‘Ben kendimi bildim bileli her gün buraya gelir. Akşama kadar bekler. Ne kimseyi dinler, ne de kimseyle konuşur. Sadece bekler, delinin teki herhalde.’ dedi. Bu yaşta bu sıcakta sebepsiz beklemeyeceğini biliyordum. Bembeyaz sakalının hafif titremesi rüzgardan mıydı, senelerin bedene yüklediği ağır yükten mi bilemedim. Kafasında eski bir kalpak, sanki kanatlanıp gidecek bir kumru misali bekliyordu. 

    Konuşmakla konuşmamak arasında kararsız kaldım. Yanına yaklaştığımı fark etti, ama kımıldamadı. ‘Selamün aleyküm baba.’ dedim. Başını biraz bana doğru çevirdi, durakladı ve çatallanmış titrek bir sesle “Aleyküm selam oğul.” dedi. ‘Hayırdır baba sen kimsin, burada ne yapıyorsun?’ dedim. “Ben...” dedi titreyen bir sesle. “Ben, Osmanlı Ordusu, Yirminci Kolordu, Otuz Altıncı Tabur, Sekizinci Bölük, On Birinci Ağır Makineli Tüfek Takımı Komutanı Onbaşı Hasan’ım.” Sesinde titreme kalmamıştı. Genç bir askerin tekmil vermesi gibi tekrarladı: “Ben Iğdırlı Onbaşı Hasan’ım. Bizim bölük Cihan Harbi’nde Kanal Cephesi’nden İngiliz’e saldırdı. Cânım ordu Kanal’da yenildi. Artık geri çekilmek elzem idi. Ecdat yadigârı topraklar bir bir elden gidiyordu. İngiliz, sonra Kudüs’e dayandı, şehri işgal etti. Biz de Kudüs’te artçı bölük olarak bırakıldık.” dedi.

    Osmanlılar, İngiliz girinceye kadar geçen zaman içinde mübarek belde yağmalanmasın diye oraya bir artçı bölük bırakır. Eskiden bir kenti ele geçiren devlet, asayiş görevi yapan yenik ordu askerlerine esir muamelesi yapmazmış. Zaten İngilizler de Kudüs’ü işgal ettikleri zaman halk çok tepki göstermesin diye küçük bir Osmanlı birliğinin şehirde kalmasını istemişler.

    Sonra anlatmayı sürdürdü: “Bizim artçı bölük elli üç neferdi. Mütarekeden (Mondros Ateşkesi) sonra ordunun terhis edildiği haberi geldi. Başımızda kolağamız (yüzbaşı) vardı. ‘Aslanlarım, devletimiz müşkül vaziyettedir. Şanlı ordumuzu terhis ediyorlar, beni İstanbul’a çağırıyorlar. Gitmem gerek, gitmezsem mütareke emrini çiğnemiş, emre itaatsizlik etmiş olurum. İçinizden isteyen memleketine avdet edebilir, ama beni dinlerseniz sizden tek isteğim var: Kudüs bize Sultan Selim Han Hazretleri’nin yadigârıdır. Siz burada nöbeti sürdürün. Sonra halk ‘Osmanlı da gitti, bundan sonra bizim halimiz nice olur!’ demesin. Fahri Kâinat Efendimiz’in ilk kıblesini Osmanlı da terk ederse gâvura bayramdır. Siz, İslam’ın şerefini, Osmanlı’nın şanını ayaklar altına aldırmayın.’ dedi. 
    Bölüğümüz Kudüs’te kaldı. Sonra upuzun yıllar bir anda bitiverdi. Bölükteki kardeşler teker teker Cenab-ı Hakk’ın rahmetine kavuştu. Düşman değil de yıllar biçti geçti bizi. Bir ben kaldım buralarda. Bir ben, koca Kudüs’te bir Onbaşı Hasan.” dedi. 
    Alnından akan ter, gözyaşına karışıyor, kırış kırış olmuş yüzünde kendi yol bulup akıyordu. Konuşmaya devam etti: “Sana bir emanet var oğul, nice yıldır saklarım. Emaneti yerine teslim eden mi?” dedi. ‘Elbette’ dedim. Sanki Türkiye’ye haber göndermek için birini bekliyordu. “Anadolu’ya vardığında yolun Tokat sancağına düşerse Mescid-i Aksa’ya beni nöbetçi bırakıp burayı bana emanet eden kolağam Mustafa Kumandanımın yanına git. Ellerinden benim için öp ve de ki: ‘Kudüs’ü bekleyen 11. Makineli Takım Komutanı Iğdırlı Onbaşı Hasan o günden bu yana bıraktığın yerde nöbetinin başındadır. Nöbetini terk etmedi, tekmili tamamdır hayır dualarınızı beklemektedir kumandanım.’ de.” ‘Tamam’, dedim. Bir yandan gözyaşlarımı gizlemeye, öte yandan dediklerini not almaya çalışıyordum.

    Nasırlı ellerine sarıldım sonra öptüm öptüm. ‘Allah’a emanet ol baba’ dedim. “Sağ olasın oğul. Bizim için dünya gözü ile o mübarek Anadolu’yu görmek mümkün değil. Var sen selam götür tanıdık tanımadık herkese.” dedi. Kafileye geri döndüm, sanki bütün tarihimiz kitaplardan canlanmış da karşıma çıkmıştı. Rehbere durumu anlattım, inanamadı. Adresimi verdim, bu askeri takip etmesini, bir şey olursa bana mutlaka haber etmesini istedim. 

    Türkiye’ye gelince verdiğim sözü yerine getirmek için Tokat’a gittim. Askerî kayıtlardan Kolağası Mustafa Efendi’nin izini buldum. Vefat edeli yıllar olmuştu. Sözümü yerine getirememiştim. Ardından seneler birbirini kovaladı. 1982’de bir gün ajansa geldiğimde bir telgrafım olduğunu söylediler. Rehberden gelen bir tek cümle yazılıydı: “Mescid-i Aksa’yı bekleyen son Osmanlı askeri bugün öldü.” "
Bol(u)
Erkek
17 okur puanı
16 Oca 2018 tarihinde katıldı.

Okuduğu kitaplar 16 kitap

  • Selçuklu’nun Şifreleri
  • Şah ve Sultan
  • Selahaddin Eyyubi
  • Yavuz
  • Sergüzeşt
  • Yanılmak Güzeldir
  • Sherlock Holmes - Baskerville'lerin Köpeği
  • Sherlock Holmes - Korku Vadisi
  • Sherlock Holmes - Dörtlerin İmzası
  • Huzursuzluk

Okuyacağı kitaplar 22 kitap

  • Dünyaya Hükmeden Sultan Kanuni
  • Kayı 2: Cıhan Devleti
  • Leyla ile Mecnun
  • Yavuz Sultan Selim Han
  • Hz. Ömer ( Radıyallahu Anh )
  • Kaybedecek Neyin Var ki?
  • Beş Vakit İnsan
  • Zamanın Kısa Tarihi
  • Çöle İnen Nur
  • Eshâb-ı Kirâm

Kütüphanesindekiler 1 kitap

  • Selçuklu’nun Şifreleri

Beğendiği kitaplar 4 kitap

  • Selçuklu’nun Şifreleri
  • Selahaddin Eyyubi
  • Şah ve Sultan
  • Yunus Emre Hayatı ve Bütün Şiirleri

Beğendiği yazarlar 3 kitap

  • Talha Uğurluel
  • Okay Tiryakioğlu
  • Abdülbaki Gölpınarlı