Seni kendi kendimden,hayatının muhtelif saatlerini birbirinden kıskanıyordum.Dünyada zamanla yıpranmayan,kuvvetini kaybetmeyen hiç bir his yok."Ya bir zaman sonra Feride'yi bu kadar sevemezsem,ya bu leziz,nadide tahassüsünü kaybedersem?" diyordum.
-Şimdi söyle bana bakayım Kamran,gülbeşekeri beğendin mi?
-Beğendim.
-Sevdin mi?
-Sevdim.
-Bir daha söyle.
-Sevdim.
-Öyke değil,Kamran,"Ben gülbeşekeri çok seviyorum" de.
-Ben gülbeşekeri çok seviyorum,senin istediğin kadar çok seviyorum.
Kamran, ben seni sevmesini,senden ayrıldıktan sonra öğrendim.Hatta yaptığım tecrübelerle, başkalarını sevmekle sanma sakın.Gönlümün içindeki ümitsiz hayalini sevmekle.
Evet,her şeye rağmen seviliyordum,sevildiğimi de bilmiyor değildim;fakat bu bana kafi gelmedi,istedim ki çok,pek çok sevileyim,kendi sevdiğim kadar değilse bile-çünki buna imkan yok- ona yakın sevileyim.Bu kadar sevilməye benim hakkım var mıydı?Zannetmem,Kamran.Ben küçük,cahil bir kızım.Sevmenin,kendini sevdirmenin de bir yolu var,değil mi Kamran?Halbuki ben bunları hiç,hiç bilmiyordum.