Sevim

Sevim
@Sevvviimm
sulanmayan bir cicek
Hiçbir yere ait olmayanları iyi tanırım. Her yere aitmiş gibi davranırlar.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Varlığına farklı nedenler bul­maktır, insanı ilerleten. Ancak "Neden? " sorusunu soranlar içinde bir azınlık, buldukları ilk nedene takılıp kalır. Onda ısrar eder. Değiştire­mez, unutamaz. Ve bütün insanlık ilerlerken o azınlığın mensupları sa­bit kalır. Ya yok olurlar ya da bütün dünyayı ve barındırdığı farklı ne­denleri reddederek yaşarlar... Ben Kayra, bu noktadayım. Hayatı red­detmek noktasında. Tek bir varlık kaldı reddini gerçekleştiremediğim. O da kendim.
"İnsanlar ..." dedim fısıldayarak. "Taşırlar insanları. Kundaktayken, tabuttayken. Hep taşıyacak birileri olur. Bazıları dostluktan, bazıları cepteki paradan, bazıları da içinde bulundukları sistem bir gün onlara da taşınma sırasının geleceğini söylediği için, taşırlar insanı.."
Bir insanın beklerken yapabileceklerinin sınırı yoktur. Bazıları devlet baş­kanı, bazıları sihirbaz, bazıları da deli olur sıkıntıdan. Bense en üstün yaratık olduğumu kanıtlamak için kendime, hiçbir şey yapmadan bek­liyorum.
O an çok sinirlenmiştim. Ama haklıydı. Ben hiçbir şey yapmıyor­dum. Hiçbir şey yapmayan adam bendim. Herkesin koştuğu saatlerde ben saniyeleri sayıyordum. Ne yaparsam yapayım, hiçbir işe yaramaya­caktı çünkü. "Yarar yok bu dünyada! Ölüm varsa yarar yok! Ölüm bütün sihri bozar. Kurtardığın hayatlar da ölür. Aldığın Nobeller de paslanır. Doğ­duğun evler de yıkılır. Bin yıl yaşa, görürsün! " dedim kendime...