Şevval

Şevval
ᓚᘏᗢ
Şehir Plancısı/Kentsel Dönüşüm
Yüksek Lisans
Samsun
1996
84 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
Cümle “Oda arkadaşının karnını tekmeledi...” diye başlıyor. Bitişi ise şöyle, “ama aslında ışığı açmak istiyordu.” Bir saldırı eyleminin biraz inanılması güç de olsa, masum bir hataya dönüştürülmesi, duygularını bastırmanın canlı bir örneğidir. Yukarıdaki cümle duygularını bastıranlar, yani otomatik bir şekilde duygusal rahatsızlığı bilinçlerinden silmeye alışmış kişiler üzerinde yapılan incelemeye gönüllü olarak katılmış bir üniversite öğrencisi tarafından söylenmiştir. (...) rahatsız edici algıların üstünü örten yumuşak his katmanı, sol prefrontal lobun işleyişinin bir ürünü olabilir. Davidson’ı şaşırtan ise, bu kişilerde prefrontal lobların etkinlik düzeylerini ölçtüğünde, sol tarafın –iyi hislerin merkezinin– olumsuzluğun merkezi olan sağ tarafa göre kesin bir üstünlüğü olduğunu görmesiydi.
DUYGULARINI BASTIRANLAR: İYİMSER İNKÂR - Richard Davidson’ın araştırması·Kitabı okudu
Bilim
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bir kurama göre ağlamak, doğanın sıkıntıyı hazırlayan beyin kimyasallarının düzeyini düşürmekte kullandığı bir yol olabilir. Ağlamak bazen bir üzüntü nöbetine son verse de, kişiyi hâlâ yılgınlığının nedenlerine saplanmış durumda bırakabilir. “Ağla, açılırsın,” fikri yanıltıcıdır. Derin düşünceleri pekiştiren bir ağlama, sadece ıstırabı uzatır.
Bilim
Nolen-Hoeksman’a göre kadınlar depresyondayken derin düşüncelere dalmaya erkeklerden daha yatkındır. Ona göre bu, kadınlarda depresyon teşhisinin erkeklere oranla iki kat daha fazla olmasını en azından kısmen açıklamaktadır. Tabii, işin içinde kadınların sıkıntılarını daha kolay dile getirebilmeleri veya hayatlarında depresyona yol açacak daha fazla şey olması gibi, başka etkenler de bulunuyor. Erkekler ise depresyonlarını alkolde boğmayı tercih ediyor olabilir; alkolik erkeklerin oranı kadınların iki katı kadardır.
Tutkunun Köleleri·Kitabı okudu
Bilim
Bir an için, New York’tan San Francisco’ya giden bir uçakta bulunduğunuzu düşünün. Her şey yolunda giderken, Kayalık Dağlar’a yaklaşıldığında pilotun şu anonsunu duyuyorsunuz: “Bayanlar ve Baylar, birazdan bir hava akımına gireceğiz. Lütfen koltuklarınıza dönüp emniyet kemerlerinizi bağlayınız.” Bir süre sonra uçak, düşündüğünüzden çok daha kuvvetli bir hava akımına giriyor, dalgalara kapılmış bir sandal gibi, aşağı yukarı ve sağa sola yalpalanıp duruyor. Soru şu: Ne yaparsınız? Siz, kendini okumakta olduğu kitaba ya da dergiye veren, ya da film izlemeyi sürdürüp dışarıdaki anaforu zihninizden atanlardan mısınız? Yoksa acil durum kartını çıkarıp alınabilecek önlemleri okuyan, personelde herhangi bir panik işareti olup olmadığına bakan, ya da motorları dinleyip ters giden bir şey olup olmadığını anlamaya çalışanlardan mısınız?
Tutkulu ve Umursamaz·Kitabı okudu
Bilim
Biz, Erasmus gibi duygunun yerine aklı koymaya değil, ikisi arasındaki akıllı dengeyi bulmaya çalışıyoruz. Eski paradigma, duyguların çekiminden bağımsız bir akıl idealini içeriyordu. Yeni paradigma ise zihinle kalbin uyumunu sağlamaya zorluyor bizi.
Bilim