Freud Rüyaların Yorumu adlı kitabında bir rüyanın esas içeriğinin gizli anlamını ortaya koyabileceğini ileri sürer. Tüm rüyaların arzuların bir tatmini olduğuna inanır. Psikoterapist bir rüyayı anlamaya çalışırken çoğu zaman bir önceki günün rüyayı tetiklemiş olabilecek olaylarını araştırır. Ancak rüyanın asıl içeriği genelde yılların deneyimiyle ve korku, öfke, kaygı, suçluluk vs gibi bastırılmış duygularla yanıltıcı, gizli ya da çarpıtılmış niteliktedir.
"Uyumakta mı zorlanıyorsun, uykuyu sürdürmekte mi?" dedim. Klinik depresyonu olan insanlar tipik olarak gecenin bir yarısında uyanır, tekrar uyumakta zorlanırlar. Anksiyete bozukluğu olan insanlarsa yattıklarında sakinleşmekte zorlanırlar.
Nispeten ender rastlanan bu rahatsızlık su intoksikasyonuna ya da zehirlenmesine yol açabilir. Hastanın sindirdiği suyun miktarı böbreklerin atabileceği miktarı aşar. Sonuç olarak vücuttaki sodyum düzeyi düşer ve bu da karışıklık, yönelim bozukluğu ve psikotik davranış da dâhil çeşitli semptomlara yol açabilir. Tedavi edilmezse zihinsel semptomlar ilerleyerek hezeyana, uyku sersemliğine, hatta komaya dönüşebilir. Hastalık şiddetliyse ölümcül olabilir.
Yapılan çalışmalar genlerin Alzheimer hastalığında riskin sadece üçte birini oluşturduğunu ortaya koydu. Dolayısıyla genetik olmayan faktörler, özellikle de yaşam tarzı tercihleri, çoğu insanın farkına vardığından çok daha önemli bir rol oynuyor.
Hepimizin özgür iradesi vardır ama ancak gözlerimizi, geçmişimizin ve bugünümüzün gerçeklerine açtığımız zaman özgür iradeden olabildiğince yararlanırız.