Buradan, babanızın sizi gün ışığına çıkarmaya açıkçası mecbur kaldığı sonucuna varalım ve de kendisini gıdıklayarak sizi yapmaktan ötürü eğer ilerde sizi kendisine fazlasıyla minnettar bırakacağını düşünecekse bilmeli ki sonuçta size verdiği, alelade bir boğanın, keyiflenmek için dişi danalara her gün on kere verdiğidir.
Benim şeytan o anda, "Haksızsınız" diyerek sözünü kesti, "Tanrı'nın bilgeliğini keyfinize göre yönetmeye kalkışamazsınız. Tanrı'nın bizlere bu zevkin abartısını yasakladığı doğrudur, ama bu tutkuyu yenmek uğruna karşılaşacağımız zorlukları onun bize hazırladığı lütufları hak etmemiz için böyle isteyip istemediğini ne biliyorsunuz? Bunun, perhiz yaparak iştihayı bilemek için olmadığını ne biliyorsunuz? Ama gençliği ten saldırganlığına terk ederse, çok sık çiftleşmenin onların tohumlarını sinirlendireceğini ve ilk insanın torunlarına dünyanın sonunu göstereceğini öngörmediğini ne biliyorsunuz? Ama yeryüzünün, toprağın bereketinin o kadar kalabalık aç insanın ihtiyacına eksik gelmesine engel olmak istemediğini ne biliyorsunuz? En son olarak da bunu mantık görüşüne aykırı olarak yapmak istemediyse, nedeninin, tamamen kendi kelamına, her türlü mantık görüşüne aykırı, biat edenleri ödüllendirmek için yapmadığını ne biliyorsunuz?"
"Bana bakirelik övgüleriyle karşılık verilmeye kalkışılmasın, bu şeref hava cıvadan başka bir şey değildir, halk içindeki hatta sizlerin aranızdaki bu bağnazlık saygıları anlamsızdır, sadece boş nasihattir. Ama çocuğunu öldürmemek, ama çocuğunu hiç yapmayarak onu bir ölüden daha mutsuz etmek ise emirden dolayıdır. Geldiğiniz dünyada, cinsel perhiz cinsel üremeye yeğlendiğine göre, Tanrı sizleri niçin mantarlar gibi mayıs ayı çiğinde veya hiç değilse, güneşte ısınmış dünyanın yağlı balçığındaki timsahlar gibi doğurtmuyor diye niye pek çok şaşıyorum ki. Bununla birlikte hadımları size hiç de sadece tesadüfen göndermiyor, keşişlerinizin, papazlarınızın ve de kardinallerinizin husyelerini ise katiyen kopartmıyor. Bana onları kendilerine doğanın verdiğini söyleyeceksiniz; evet ama Tanrı doğanın hâkimidir, aynen Yahudilerde Eski Ahitte er kılıfının sünnet edilmesi gibi, eğer bu parçanın onların selameti için zararlı olduğunu kabul etseydi, kesilmesini emrederdi. Ama bunlar çok saçma görüşlerdir. Sizin inancınıza göre, vücudunuzun üstünde biri ötekine göre daha kutsal veya daha lanetli bir yer var mıdır? Nasıl olur da, ortadaki parçamı ellersem günah sayılır, kulağıma veya topuğuma dokunursam sayılmaz? Sebebi gıdıklandığından ötürü müdür? Demek ki oturağa boşalamam, zira bu hiç de pek şehvetsiz yapılamaz, ve bol bol hayale de dalınamaz zira bundan da fazlasıyla zevk alınır. Aslında, sizin ülkenizin dininin doğaya ne kadar karşı ve insanların hoşnutluklarına ne kadar çok kıskanç olduğunu, papazlarınızın kaşınırken tatlı bir acı aldıkları için günah işledikleri sayıldığına bakınca çok şaşırıyorum.
Babanız annenizi becerirken sizin arzunuza danıştı mı? Sizin bu yüzyılı görmekten mi hoşlanacağınızı yoksa bir başkasını mı beklemek istediğinizi, bir aptalın oğlu olmakla yetineceğinizi mi yoksa bir kahramanın oğlu olarak doğma hırsınızın bulunduğunu sordu mu? Heyhat! Olay bir tek sizi ilgilendirirken, fikri hiç alınmayan sadece siz oldunuz!
Siz güzel evladım, sadece Tanrı'nın verdiği ölümlü bedene sahipsiniz; göklerden hareket eden ruhunuz pekâlâ başka bir kılıfa da girebilirdi. Siz babanızın oğlu olarak doğduğunuz gibi o da sizin oğlunuz olarak doğabilirdi. Ayrıca sizi bir tahtın vârisi olmaktan alıkoymadığını nasıl bilebilirsiniz? Ruhunuz gökten belki de Romalıların Kralı olmak üzere İmparatoriçenin karnına doğru yola çıkmıştı; gelirken tesadüfen cenininizle karşılaştı; yolculuğunu kısa kesmek üzere onun içine yerleşti. Hayır, hayır, babanız eğer küçük bir çocukken de ölseydi, Tanrı sizi insanlar için yaptığı hesaplamadan silmeyecekti. Ama bugün sizi servetine olduğu kadar şerefine de ortak eden yiğit bir yüzbaşının oğlu olmayacağınızı kim bilebilirdi. Böylece, belki de size verdiği hayattan ötürü babanıza, sizi zincire vuran ama beslemeye devam eden korsana olduğu kadar bile minnettar değilsiniz. Hatta sizi kral olmanız için bile dölleseydi, bir hediye onu kabul edecek olanın seçimi dışındaysa, değerini kaybeder.
Sizi temin ederim ki, sizi dölleyen babanızın tepesine istediğiniz gibi çıkınız, sizi doğuran annenizin göğsünde zıplayınız, zira sanıyorsanız ki, kurnaz ebeveyninizin sizin zayıflığınızdan kopardıkları şu tabansız saygı Yaradan'ın son derece hoşuna gidecek de sizin hayat çizginizi uzatacak, hiç mantıklı bulmuyorum. Ne yani! Babanızın kibrini okşayan ve besleyen şu iki büklüm temenna bir tarafınızdaki çıbanı patlatıyor, kanınızı besliyor, midenizdeki kılıç yarasını tedavi ediyor, ya da mesanenizdeki bir taşı kırıyor mu? Eğer öyleyse, tabipler çok haksızdırlar: İnsanların hayatlarını kokuşturdukları cehennemden çıkma meşhur şurupları yerine, mesela frengi için, aç karnına üç reverans, akşam yemeği üstüne dört 'büyük teşekkür' ve yatmadan önce on iki 'iyi geceler babacığım, anneciğim' reçete edebilirler.