Savrulup nur olduğun toprağa düşen tohum
Filizlenince “devlet” oldu görmedin oğul
Ağaran saçlarımda yasını uyuttuğum
Hayalin öyle güzel sanki ölmedin oğul
“Savaş başladığında iki oğlum birlikte cepheye koştular, artık her anne gibi ben de diken üzerindeydim, evlatlarımı görünceye kadar gözüme uyku bile girmiyor, yerimde duramıyordum. Durum gerçekten dayanılacak gibi değildi, bu yüzden bir gün iyice bunaldığım bir anda kendimi tutamayarak, “Yüce rabbim, ne olur bütün yavrularımızı gözet, iki evladımı da koru ve ne olur ikisini birden alma benden, hiç olmazsa birini olsun bağışla!” diye Allah’a yakardım. Bir süre sonra evlatlarımdan biri şehit oldu, diğerini ise şükürler olsun Allah bana bağışladı. Ancak o günden beri bu dua içimde hep bir sızı olarak kanadı durdu. Acaba evlatlarımdan birini feda ediyormuş gibi dua etmeseydim diğer evladım da yaşar mıydı diye düşünmekten ve sürekli göz yaşı dökmekten kendimi bir türlü alamıyorum.”
Sakarya derneğinde o hengâme içerisinde oradan oraya koştururken yanıma "ufak tefek" bir kadın (Xetsiyapha Suna) yanaştı ve "Oktay, ne zaman gideceksiniz?" diye sordu. Ben de lafı hiç uzatmadan "İlk fırsatta." diye cevapladım. Kadın; "Gürbüz'ün valizini hazırladım, haberin olsun!" dediğinde ise şaşkına dönmüştüm, inanamadığımdan olsa gerek, yüzüne dikkatle baktım ama hiç mi hiç şakası yoktu. "Abla sen ne diyorsun? Gürbüz daha askerlik yapmamış, eline silah bile almamış, hangi savaşa, nereye gidecek?" cümleleri ağzımdan döküldüğünde aldığım cevapla nasıl sarsıldığımı, ancak bir o kadar da gururlandığımı anlatamam.
"Havalar iyiyken orada devletin bursuyla okumak güzeldi! Şimdi de gidecek! Ben oğlum mutlaka savaşacak demiyorum ama iyi günde nasıl orada bulunduysa, kötü günde de halkının arasında olacak! Oradakilere ne olursa ona da o olur, ölürlerse ölür, kalırlarsa kalır! Aksi taktirde bir daha rüyasında bile Abhazya'ya gitmesine izin vermem, zaten ben izin versem de utanmadan nasıl gidecek!"
Okuyacağınız satırlarla, tarihe küçücük de olsa bir not düşebilmek ve belki de isimlerini hiçbir yerde göremeyeceğiniz ve duyamayacağınız insanlarımızın yaşanmışlıkları ile gönül tellerinize hafifçe de olsa dokunabilmek, bazen hafif bir tebessüm, bazen de içten bir gözyaşıyla sizleri de o anılara ortak edebilmek amacıyla en anlatılabilir olanlarını sizlerle paylaşmak istedim.