ANNELER
Biz mühendisler biliriz ki, en sağlam yapılar en görünmez temeller üzerinde yükselir. En karmaşık sistemler, en yalın gerçeklerden beslenir. İşte annelik de tam olarak budur: Dünyanın en karmaşık, en yalın mühendisliği.
Bir çocuğun kahkahasını duymak için kendi uykusundan, kendi hayallerinden, kendi bedeninden vazgeçen kadınların sessiz mimarisidir annelik. Ve ben bugün anlıyorum ki, bu mühendislik sadece biyolojinin karnına bıraktığı bir tohumla filizlenmiyor. Asıl büyük inşa, bir çocuğun elini tuttuğunuzda değil, ruhuna dokunduğunuzda başlıyor. Asıl köprü, kan bağından değil, can bağından kuruluyor.
Anne olmak; bedeninle değil, bilincinle doğurmaktır bir insanı. Bazen hiç tanımadığın bir yetimin başını okşarken, bazen bir öğrencinin dağılmış saçlarını toplarken, bazen sokaktaki bir kedinin karnını doyururken, bazen de dünyanın bir ucundaki bir canlının acısını kendi yüreğinde hissederken "anne" oluverir insan. Bu, öyle bir sıfattır ki, bir çiçeği sulayan her elde, bir yarayı saran her parmakta, bir yüreğe giren her sözde hayat bulur. Doğurmak bir andır, ama anne olmak bir ömür süren, her nefeste yeniden inşa edilen bir şaheserdir.
İşte bu yüzden, bugün yalnızca doğuranları değil, doyuranları da anıyorum.
Bir kalbe yuva olan, bir umuda merhem olan tüm o kutsal yürekleri…
Çünkü hepimiz, bir yerlerde bir kadının gökyüzü kadar geniş yüreğinde açan yıldızlarız.
Unutmayın: Bu hayatta herkes birini doğurabilir ama herkes anne olamaz. Annelik, evrenin en yüksek lisansıdır; tezi ise şefkatle, sabırla ve koşulsuz sevgiyle her gün yeniden yazılır.
Bugün, yüreğinde o sınırsız sevginin mimarisini taşıyan herkesin, damarlarında değil ruhunda anne olan her kadının günü kutlu olsun. Bir insanın hayatına mühendislik eden, sevgiyle zemin etüdü yapıp umutla temel atan tüm