Biri Tanrı'ya sormuş:
'Eğer her şey zaten kaderde yazılıysa neden
dilek dileyeyim ki?'
Tanrı gülümseyerek şöyle demiş:
'Belki de bazı sayfalara sadece "dilediğin
gibi olsun" yazmışımdır.
Kendi lüks ve güzellik anlayışlarını Roma'ya yerleştiren Floransalı Medicileden gelme papanın yerini, altmış üç yaşındaki, hoşgörüsüz, "aziz, erdemli, sıkıcı, kel kafalı, ayrıca da pinti" bir Felemenk almıştı,
Oğlum, çoğunluk önünde boyun eğmekten kaçın! İster Müslüman, ister Hıristiyan, ister Yahudi olsunlar, seni olduğun gibi kabul etmeliler ya da seni yitirmeyi göze almalılar. İnsanların görüşünü dar bulduğun zaman kendi kendine Tanrı’nın ülkesinin çok geniş olduğunu söyle; O'nun elleri çok geniştir, O'nun yüreği de çok geniştir. Uzaklara gitmek, denizler, sınırlar, ülkeler, inançlar aşmak fırsatı çıktığı zaman hiç duraksama.
"Eğer Kilisenin başı beni dinliyor olmazsa, dinin alçakgönüllü olmayı öğrettiğini fakat bunun da bir anlamı olmadığını, bütün dinlerin iyi duyunçlu azizler olduğu kadar katiller de yetiştirdiğini, bu kentin yaşamında Clementius'un egemenliğinin yanında Hadrianus'un da egemenlik sürdüğü yıllar olduğunu, oysa dinin bu iki kişi arasında seçim yapmamıza olanak tanımadığını söylerdim."
…
"Müslümanlar, 'en iyi kişinin insanlara en yararlı kişi' olduğunu öğrenirler. Kimileyin en çok yanlış yapan ama en çok çaba gösteren kişi, gerçek hayır sahiplerinden daha çok ödüllendirilir."