Daraçı'nın aklına, burada, kendi sahasındayken yolu onun göstermesi gerektiği geldi ama ölümcül nikotin bağımlısı birinin, acelesi olan Nine'yle yarışması mümkün değildi. Daraçı ancak yengeç gibi yan yan sekerek ayak uydurabiliyordu ona.
"Ne olmuş seni fırlattıysa?" diye azarladı Nine. "O daha çocuk! Çocuklar eninde sonunda hepimizi fırlatıp atar! Senin sadakat dediğin bu mu? Hiç mi utanman yok? Tam da nihayet bir işe yarayabilecekken, surat asıp oturuyorsun!"
"Gidip şu Büyük Salon'u bulalım madem. Boşa harcayacak zaman yok."
"Şey..." dedi Esk tereddütle. "Ama oraya kadınların girmesi yasak..."
Nine kapıda kalakaldı. Omuzları dikleşti. Çok yavaşça döndü. "Sen ne dedin?" dedi. "Bu yaşlı kulaklar, yanlış mı duydu? Yanlış duydu deme, çünkü yanlış duymadılar."
"Özür dilerim," dedi Esk. "Alışkanlık işte..."
"Görüyorum ki, gözünü haddinden düşük yerlere dikmişsin." dedi Nine soğuk soğuk.
"Ve sen, tüm bunları yalnızca yaşlı Nine'nin söylenmesi olarak düşündün, değil mi?Ama gerçek şu ki, büyü kullanırsan dikkatleri kendine çekersin. Onların dikkatini. Onlar daima dünyayı izlerler. Sıradan zihinleri belli belirsiz algılarlar ve onlarla uğraşmazlar, ama içinde büyü olan bir zihin parlar, anlıyor musun! Onlar için işaret ateşidir. Onları çağıran şey karanlık değil, ışıktır! Gölgeleri yaratan, ışıktır!"
"Ama... ama... Onlar neden ilgileniyorlar? N-ne istiyorlar?"
"Yaşam ve biçim," dedi Nine.