"Ümidini yitirme! Ümidin olmazsa, karşındaki kim olursa olsun, kazanamazsın. Fatiha'yı oku ve er meydanına yürü! Kaybetsen bile, üzülme! Çünkü iki güreşenden biri kaybeder. Ama şunu da unutma ki, ölümden sonrasını sadece Müslümanlar kazanacaklardır...
Allah'tan korktuğun için, başka hiçbir şeyden korkmaman gerekmez mi?.." Korkmaması gerekiyordu. Yaşasa Allah için yaşayacak, ölse Allah'a kavuşacaktı çünkü. O halde neden ve niçin korksundu? Yaşamak, ya da Allah için ölmek! Kurtuluşu müjdeleyen, Allah'a dönüşe giden iki yol. Birisi biraz uzun, o kadar. Müslümanın hayatı bu iki yoldan ibaret değil miydi? Her ikisinin sonunda da Allah'a kavuşacağına göre, niçin yersiz endişelere kapılıyor, sabrını yitiriyordu?