Fakir Baykurtun şu anda on beş yıllık bir cezaya çarptırılması, Mahmut Makalın nice hapislerden zulümlerden sonra öğretmenliğinden edilmesi, Halikarnas Balıkçısının sürgünlüğü, on yedi yıllık mahpusluktan sonra Nâzım Hikmetin Moskovada ölmesi, Orhan Kemalin gençliğinde yattığı beş yıl hapisliği, ölümden bir yıl önce hasta hasta girdiği hapisane, Eyuboğlunun son yıllardaki hapisliği ve hapisaneye yaşlı bünyesinin dayanmaması, daha mahkemesi sürerken, hakkında 8 yıl ceza istenirken ölmesi, Sabahattin Alinin Bulgaristan sınırında öldürülmesi, Aziz Nesinin uzun yıllar yattığı hapisler, uzun hapislerden sonra Hasan İzzetin gibi bir şair ve romancının bir gecekonduda aç yoksul yaşamaya çalışması, son yıllarda edebiyatın toptan bir kıyıma uğraması tesadüf değildir. Türk edebiyatı geleneğinden dolayı direnen, yaşayan, dövüşen bir edebiyattır. Ben bu edebiyatın namusunun Pir Sultana, Dadaloğluna layık bir şekilde sürüp gideceğine inanıyorum. Çünkü Türk edebiyatının yaşam ve savaşma kökü eskide ve derindedir. (1974)