Sezgin T.

Sezgin T.
@Sezgin45
Hukukçu
lisans
istanbul
Zonguldak, 6 Temmuz 1990
45 okur puanı
Ağustos 2019 tarihinde katıldı

Sezgin T.

, bir kitap okudu
10/10
·98 syf.··
2022 14. kitabı
Amin Maalouf
7.6/10 · 1.666 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·98 syf.··
2022 14. kitabı
Birinci sahne- Bir çatışma öncesi. Genç bir kadın -Adriana- evinin önünde sere serpe oturmuş, özlem yüklü eski bir şarkı söyler. Eve girmek istediğinde, Tsargo'nun yolunu kestiğini görür. Genç adam sarhoştur; sendeleyerek onunla konuşmaya çalışmakta ve geçen yıl birlikte dans ettiklerini anımsatmaktadır. Kadın sonunda onu sertçe tersler. O da aşağılanmış bir edayla gidip az ötede yere serilir, elindeki şişeyi kafasına diker. Adriana’nın kız kardeşi Refka, görünmeden sahneyi izlemiştir ve böyle davrandığı için kardeşini suçlar. Gece olurken sahnede bir düş belirir; ama düşü kimin gördüğü anlaşılmaz. Adriana mı? Tsargo mu? Refkamı? Belki de üçü birden... Bu düşte Tsargo Adriana'yı baloya götürmeye hazırlanır, ama genç kadın koluna girdiğinde delikanlı bir şişeye dönüşür; Adriana bırakınca da şişe yere düşüp gürültüyle parçalanır. Genç kadın, hem düşte hem de gerçekte, kahkahayla gülerek uyanır. Kırılma sesine karışan bu kahkaha Tsargo'yu da uyandırır. Genç adam kendini aşağılanmış hisseder; tehditler savurarak lanetlenmiş biri gibi uzaklaşır. İkinci sahne - Tsargo'nun öfkesine ve tehditlerine bir yankı gibi yanıt veren savaş gürlemeleri duyulur. Genç adam, savaş giysileri içinde, elinde bir silahla geri gelir. Adriana’nın kapısını çalar; genç kadın yine eskisi gibi tersler onu; ne elindeki silahı ne de yaklaşan düşmanın hareketlerini izleme bahanesiyle çatıya çıkma isteğini umursamaktadır. O zaman da genç adam kapıyı zorlar ve Adriana’nın ırzına geçildiği anlaşılır. Üçüncü sahne - Adriana gebedir. Çocuğu doğurmayı seçtiği için kendisini suçlayan kız kardeşiyle tartışır. Refka, bir gece önce gördüğü düşü kardeşine anlatır; doğacak çocuğa ilişkin tüm kaygılarını açığa vurmaktadır bu düş. Aslında aynı kaygıları Adriana da duymakta ve oğlunun Kabil mi, Habil mi
Adriana MaterAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 20181,666 okunma
Damlaya Damlaya Göl Olur" "Ak Akçe Kara Gün İçindir" "İşten Artmaz, Dişten Artar" "Sakla Samanı, Gelir Zamanı" "Gençlikte Taş Taşı, İhtiyarlıkta Ye Aşı" "Ayağını Yorganına Göre Uzat" "Güvenme Varlığa, Düşersin Darlığa" "Arpacıya Borç Eden, Ahırını Tez Satar" "Ne Ekersen Onu Biçersin" "Bugünün İşini Yarına Bırakma" Tasarrufla İlgili, Türk Atasözleri
Altın...
Altın, dünya üzerindeki nadir elementlerden biri olarak kabul edilir. Bilim insanlarının tahminlerine göre dünyada bugüne kadar çıkarılan altın rezervi 160.000 tondur. Bu rakam size pek bir şey ifade etmemiş olabilir. Ama şimdi duyduklarınıza inanamayacaksınız. 160.000 ton, eni, boyu ve yüksekliği 20 metre olan bir odaya sığabilecek bir altın büyüklüğünü ifade eder. Evet, gerçekten öyle. Dünyada bugüne kadar çıkarılan altınla sadece 20 metrelik bir küp yapabilirsiniz, hepsi bu. İşte, altın bu kadar nadir bir element olduğu için ekonomik açıdan da son derece kıymetlidir.