S.B

S.B
@Sezginb
lisans
61 okur puanı
Ağustos 2017 tarihinde katıldı
Ve bazı acıların dili yoktur, ifade edemez kendisini, anlatacak kelime bulamazsın. Çünkü bazı acılar sessizdir tıpkı ölüm gibi... Hoşça kal sevgilim, hoşça kal ela gözlüm... Ölümün olduğu bu dünyada, hiçbir şey de çok da ciddi değildir aslında. (Franz Kafka)
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Beni yalnızca bu hayata bağlayan sebep, kızımız, Eda'mız. Onun için güçlü olmak zorundayım. Kızımız olmasaydı eğer, gözümü bile kırpmadan senin yanına gelirdim. Seni oralarda tek başına bırakmazdım. Sevgilim söyler misin soğuk mu oralar? Üşüyor mu ellerin? Sen karanlıktan korkarsın ve sen üşürsün oralarda bilirim. Ben burada sensiz çok üşüyorum bir tanem. Beni ısıtacak olan güneşim artık yok yanımda, bir daha doğmamak üzere batıp kayboldu. İstediğim zaman sana sarılamayacak, yüzünü göremeyecek, teninin kokusunu iliklerime kadar içime çekemeyecek, doyasıya öpemeyecek ve sesini duyamayacak olmak var ya, işte bunları düşündükçe aklımı kaybedecek gibi oluyorum. Telefon numaranı silmedim rehberimden hala, silemedim. Elim varamaz ki silmeye. Eşyaların bile bıraktığın gibi, hiçbirine dokunmadım çünkü hepsinde senin kokun var. Evimiz sen kokuyorsun, üstüm başım sen kokuyorsun halen sevgilim. Gelecek diyorum, nasıl gittiyse geri gelecek, bizi bırakmayacak, iş seyahatine gitti ve bu seyahat birazcık uzadı diyorum kendime, bu da benim kendimi avutma şeklim belki de. Bu şekilde yüreğim biraz daha hafifliyor. Gelmeyeceğini bile bile, döneneceğin günü sabırsızlıkla bekliyorum. Biliyorum gelmeyeceksin ve biz yarım kalan hayallerimizi asla gerçekleştiremeyeceğiz. Yarım kaldı aşkımız, doya doya yaşayamadık sevgimizi. Biz seninle tamamlanmamak üzere hep eksik bırakıldık. Doyamadı ellerim ellerine, bakamadı gözlerim, gözlerine. Gülüşlerini çok özlüyorum ela gözlüm. Sözün özü, ben seni çok özlüyorum. 2<
Alıntı
Beni yalnızca bu hayata bağlayan sebep, kızımız, Eda'mız. Onun için güçlü olmak zorundayım. Kızımız olmasaydı eğer, gözümü bile kırpmadan senin yanına gelirdim. Seni oralarda tek başına bırakmazdım. Sevgilim söyler misin soğuk mu oralar? Üşüyor mu ellerin? Sen karanlıktan korkarsın ve sen üşürsün oralarda bilirim. Ben burada sensiz çok üşüyorum bir tanem. Beni ısıtacak olan güneşim artık yok yanımda, bir daha doğmamak üzere batıp kayboldu. İstediğim zaman sana sarılamayacak, yüzünü göremeyecek, teninin kokusunu iliklerime kadar içime çekemeyecek, doyasıya öpemeyecek ve sesini duyamayacak olmak var ya, işte bunları düşündükçe aklımı kaybedecek gibi oluyorum. Telefon numaranı silmedim rehberimden hala, silemedim. Elim varamaz ki silmeye. Eşyaların bile bıraktığın gibi, hiçbirine dokunmadım çünkü hepsinde senin kokun var. Evimiz sen kokuyorsun, üstüm başım sen kokuyorsun halen sevgilim. Gelecek diyorum, nasıl gittiyse geri gelecek, bizi bırakmayacak, iş seyahatine gitti ve bu seyahat birazcık uzadı diyorum kendime, bu da benim kendimi avutma şeklim belki de. Bu şekilde yüreğim biraz daha hafifliyor. Gelmeyeceğini bile bile, döneneceğin günü sabırsızlıkla bekliyorum. Biliyorum gelmeyeceksin ve biz yarım kalan hayallerimizi asla gerçekleştiremeyeceğiz. Yarım kaldı aşkımız, doya doya yaşayamadık sevgimizi. Biz seninle tamamlanmamak üzere hep eksik bırakıldık. Doyamadı ellerim ellerine, bakamadı gözlerim, gözlerine. Gülüşlerini çok özlüyorum ela gözlüm. Sözün özü, ben seni çok özlüyorum. 2<
Alıntı
Aradan iki hafta geçmişti, Melek, Fatma, Ali bebek, Eda bebek, Neriman, Selami, Ramazan Serkan hep birlikte Eda'nın mezarını ziyaret etmeye gelmişlerdi. Dualar okundu, Eda bebek, annesine gösterildi. Biz geldik sevgilim. Kızımız, Eda'mızı da getirdim sana. Sen hayatımızdan melek olup gideli tam tamına iki hafta oldu sevgilim. Dile kolay iki hafta ve ben o iki hafta boyunca nasıl yaşadığımı bilmiyorum. Yaşayan bir ölüden farkım yok, keşke sana hasret kalmak yerine bende seninle birlikte o toprağın altına girebilseydim. Hasretin bana o kadar ağır geliyor ki sevgilim, nasıl başa çıkacağımı bilemiyorum. Yüreğim bir kor yangın gibi yandıkça yanıyor, sönmek nedir bilmiyor. Ateş düştüğü yeri yakıyormuş, şimdi daha iyi anlıyorum.
Alıntı
Olduğu yere yığıldı Serkan. Duyduklarına inanmak istemedi. Olamazdı, Eda onları bırakıp gidemezdi. Neriman Hanım hüngür hüngür ağlamaya başladı. Bu duruma kimse inanmak istemiyordu. Öz kızı olsa bu kadar severdi Eda'yı. Meltem'in sevmediği kadar sevmiş ve sahip çıkmıştı Eda'ya her zaman. Herkese "Eda benim gelinim değil, kızım." Diye söylüyordu. Selami ise güçlü olmaya bir yandan oğlunu öteki yandan karısını sakinleştirmeye çalışıyordu. "Ben senin ve kızımızın hayalini kurarken sen ellerimden bir yıldız gibi kaydın ve gittin bizi bıraktın Eda. Şimdi ben sensiz ne yapacağım. Sensiz kızımıza nasıl bakacağım. Kızımızın sana çok ihtiyacı var ela gözlüm ne olursun aç gözlerini. Şaka yaptım de, yine o güzel gülüşünü göster bana. Bu bir rüya olsun. Allah'ım ben bu acıyla nasıl yaşayacağım. Kızımızın yüzüne ben nasıl bakacağım? gözünden aktığı gözyaşı bebeğin yanağından kayıp yere düşmüştü. Bebek ağlamaya başladı. Hemşire bebeği kucağına aldı ve bebek bakım odasına götürdü. Serkan, duvarları bütün gücüyle yumrukluyor ve tekmeler atıyordu. Elleri mosmor ve kan içinde kalmıştı. Yüreğinden taşan gözyaşları sel gibi akıyordu. Avazı çıktığı kadar bağırıyor yeri göğü inletiyordu
Alıntı