Ey isâ nefesli dudu kuşu, ey şirin sesli, güzel sesli bülbül, hadi, o câna cân katan nâğmelerle Zühre'yi şaşkın bir hâle getir, kendinden geçsin gitsin.
Ey eli ayağı sağ hoca, kaza ve kader gelip çattı da ayağını kırdın; sen çok gönüller kırmıştın, onların cezası geldi de ayağına isabet etti.
Dîvân-ı Kebîr ¹
O güzelin okunamı daha fazla şaşmalı, yayına mı, gözleri mi daha güzel,dudakları mı? O mu daha vefâsız, dünya mı, o mu daha çok gizli, Zümrüdüanka mı?
Dîvân-ı Kebîr ¹
Ey âşkı kutluluk göğünde uçanlara kol kanat veren, uçanların uçuşunu arttırıp duran sevgili, senin sevdâ halkanda rûhanîlere çeşit çeşit haller gelmede.
Dîvân-ı Kebîr ¹