Insanız ya huyumuz kurusun. başkalarına bakarken hep kendi pencerelerimizden bakarız. ben olsam böyle yapardım deriz, ben olsam hiç öyle yapmazdım deriz. onu yapardım, bunu yapardım, şunu yapardım deriz. deriz de deriz.. ama azıcık aralayıp da karşımızdaki insanın penceresinden bakmayı akıl edemeyiz. acaba onun penceresinden bakınca dünya nasıl görünüyo? bu insan acaba nasıl hissediyo? bu insan acaba nasıl yaşıyo? demeyiz. hemen suçlayacak bir yer ararız. sen bunu dedin! şunu demek istedin! böyle yaptın, böyle davrandın! kolay tabi demi.. kendi penceremizden bakıp geçmek kolay. bakıp geçerken hüküm vermek kolay. yazıklar olsun demek, hay ben senin kalıbına demek kolay. yargılamak kolay. ama işte o pencere sizin kafanızı geçti mi, sizin pencereniz oluverdi mi bütün o ben olsam öyle yaparımlar, böyle ederimler yalan olup gidiyo. bir tek şey kalıyo geriye. o da gerçeklerin boğazda bıraktığı acımsı tat..