Postmodernitenin parıltılı enkazında yaşayan toplum artık derin bağlar değil, hızlı temaslar üretir; görünür olmak, var olmanın önüne geçmiştir.Göstergeye dayalı sosyal medya platformlarında dostluklar birer izlenime, fikirlerse birer slogana dönüşür.Vizyoner birey, bu gürültü içinde konuşmadığında unutulur, konuştuğunda yanlış anlaşılır.Bu gürültü içinde sessiz kalmayı bir tür direniş biçimi olarak algılar.
Acaba gerçekten öyle midir?