Ne aşklar var bir görüşle mühürlenip ölüme giden...
Aşkı için halden hale giren Talat, yine aynı aşk için gözü dünya malına kör olmuş, ölümden katiyen çekinmeyen Fitnat...
Böyle aşklar, aşıklar görmek pek mümkün değil hayatta.
Açıkçası aşka güveni tam olmayan biri olarak bu tür hikayeleri masal gibi okuyorum. Masal Aşklar. Evet çok seviyorum bu eserleri, bu karakterleri. Ancak hayal ürünü olarak kalmaları, bu sadakatli aşıkların gerçeğine rastlanmaması üzüyor beni.
Diğer bir açıdan bakmak gerekirse; her aile çocuğunun iyiliğini ister. Ancak görüyoruz ki iyiliği istenen çocukların ne istediğine bakılmadığında (özellikle de bu istek gönül üstüneyse) iyilik şu yana dursun zarar üstüne zarar verilmiş oluyorlar. Bu aileler de benim gibi aşka güven duymadığından belki de..
Ama keşke çocuklarına güven duysalar.
Son olarak; kitapta birbiri ardına sıralanan aşk ilişkilerinin sonunu getiren o olay.
Şans eseri bazı şaşırtıcı gerçeklerin Ali bey'in Fitnat'ın kolyesini koparması ile ansızın ortaya çıkması (fazla spoiler vermek istemedim.)
Ve kalan birkaç sayfada herkesin hiç beklenmedik şekilde hayatının değişmesi bir tutam sarsıcıydı.
Kitabın adı "Musibetname" değilse Saliha Hanım ile Rifat Bey'in aşkı hatırınadır diye düşünüyorum.
Bu arada son olarak Ayşe Kadın karakterinin konuşmasına takılan tek kişi değilimdir İnşallah..
Çünkü sinir krizi geçirmemek için tuttum kendimi. Tamam, Arap asıllı olduğu için türkçesi iyi değildir ama nedense onun konuşmalarını okumak bana zulüm gibi geldi.