~Nur

~Nur
İnsanların arasında, insanlardan uzak bir insanım^^ #84559303 ~ youtu.be/Vc0VEmv99y8
Bu inceleme ağır spoiler içerir!
Puan vermedi·68 syf.·
2020 83. kitabı
Mektup..Mektup da ne mektup. Bir yavrucağın cesedi başında, intihar kararı almış bir kadının, kendinden bir haber olan bir adama ilk ve son mektubu. Kitabı okuyan hemen hemen herkesin aklından geçecek iki soru kesinlikle şunlar olmalı; 1. Bu kadının hiç mi gururu yok? 2. Bu adamın hiç mi sadakati yok? Ve bu iki sorunun cevabı da "Kesinlikle yok!" olmalı. Küçük bir kız çocuğu iken uzaktan tanıdığı bir yazara önüne geçilemez bir tutkuyla bağlanıyor kadın. Seviyor onu. Gerçekten hiç bir beklentisi olmadan, katıksız ve çıkarsızca seviyor. Kimileri buna takıntı diyor ancak ben buna katılmıyorum. Çünkü hiç bir takıntı bu kadar itaatkâr, bu kadar sakince ve sabırla devam etmez. Oysa karşımızdaki hiç bir zorlamaya, hiç bir hayince plana başvurmayan ancak sevdiği insana uzanma imkanı olduğunda hiç düşünmeden koşarak ateşe atlayan bir kadın. "Gel" denilmeden gitmeyen ancak o tek sözcüğe her an muhtaç olan bir kadın. Hayatını bir insana böylesine adamak mantıklı bir hareket değil, kesinlikle. Üstelik sevdiği adamın da kadınlarla münasebetinin, çiçeklerden bal toplayan arı misali olduğunu düşününce, bu aşka ömür vermek oldukça mantıksız. Ancak sevgi denen duygunun böyle yoğun ve diğer duygulardan (gurur, öfke,öz saygı vs.) arınmış şekilde yaşanması mantığı da devre dışı bırakıyor sanırım. Yanlış olduğunu bilse bile peşinden gidiyor o yüzden. Hayatlarının sadece bir kaç noktasında karşılaşmalarını iki taraf da çok farklı şekilde algılıyor. Kadın, ömrünün unutulmaz anları sayarken, adam her seferinde kadını zerre tanımayacak kadar umursamaz davranıyor. Onunla ilgili her detayı unutuyor. Buna rağmen kadın ona hiç sitem etmiyor, kendini tanıtmak için zorlamıyor. Öyle ki, çocuğu olduğunda bile ona ulaşmıyor. Zaten kendini en ufak bir şekilde tanımayan birine ne söyleyebilir
1000Kitap
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Karbon Kitaplar · 2017266,8bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
9/10
·216 syf.·
2020 73. kitabı
Ölümü istemenin olağan dışı bir durum olmadığını kabul etmek neden bu kadar zor? Bağıra çağıra acı içinde yaşamadığı sürece birinin hayatına son vermek istemesini neden yargılıyor insanlar? Halbuki en derin acılar, en dipsiz boşluklar sessizlik içinde varolmuyor mu? Kitabı okurken pek çok farklı sayılacak düşünce ile farklı bakış açıları ile karşı karşıya kalıyoruz. Ama nedense ince ince işliyor bu düşünceler insanın beynine. Onları anlayıp hak vermenizi bekliyor birileri. Hayatı olağan bir rahatlık içinde geçiyor olan kızın ölmek istemesini, bir insanın içinde bastırdığı duygularla seneler sonra delirecek hale gelmesini, başka birinin sanatla harmanlanan duygu ve düşünceleri ile insanlardan uzakta kendine yeni bir dünya kurmasını anlayın diyor sanki kitap. Bana kalırsa ben bu tarz şeylerin zaten normal ve yadırganmayacak şeyler olduğunu düşünüyorum kendimi bildim bileli. Belki bu yüzden okuduğum her sayfada özgürce hareket eden o insanları gördükçe rahatladığımı hissettim. Neden yaşamak için rollere bürünmek zorundayız ki? Neden toplumdan kabul görmek için farklı olmaktan kaçınıyor, asıl benliğimizi sandıklara saklıyoruz? Ve bir süre sonra bu rollere katlanamayıp ya toplumun deli dediği insan tipine dönüşüyor yada o güzel görünümlü hayatlarımıza son vermek için çırpınıyoruz.. Veronika ölmek istiyordu çünkü yaşayamıyordu. Sürekli kendini yok sayıp insanları memnun etmek için uğraşıyordu. Oysa son günlerinde ölüm düşüncesi ile adeta özgürleşti. Hissettiği gibi, içinden geldiği gibi yaşama tutunmaya çalıştı ve sevdi. Yaşamayı, kendi olmayı, hayatta kalmayı sevdi. Ölüm düşüncesi onu özgürleştirdi çünkü kendi için yaşayacağı bir kaç gün topluma ayak uydurmak zorunda değildi, güçlü görünmek zorunda değildi. Düşünsenize aslında hepimizin vereceği bir tepki bu. Çünkü
Veronika Ölmek İstiyorPaulo Coelho · Can Yayınları · 2020102,6bin okunma
9/10
·160 syf.·
2020 72. kitabı
Ne aşklar var bir görüşle mühürlenip ölüme giden... Aşkı için halden hale giren Talat, yine aynı aşk için gözü dünya malına kör olmuş, ölümden katiyen çekinmeyen Fitnat... Böyle aşklar, aşıklar görmek pek mümkün değil hayatta. Açıkçası aşka güveni tam olmayan biri olarak bu tür hikayeleri masal gibi okuyorum. Masal Aşklar. Evet çok seviyorum bu eserleri, bu karakterleri. Ancak hayal ürünü olarak kalmaları, bu sadakatli aşıkların gerçeğine rastlanmaması üzüyor beni. Diğer bir açıdan bakmak gerekirse; her aile çocuğunun iyiliğini ister. Ancak görüyoruz ki iyiliği istenen çocukların ne istediğine bakılmadığında (özellikle de bu istek gönül üstüneyse) iyilik şu yana dursun zarar üstüne zarar verilmiş oluyorlar. Bu aileler de benim gibi aşka güven duymadığından belki de.. Ama keşke çocuklarına güven duysalar. Son olarak; kitapta birbiri ardına sıralanan aşk ilişkilerinin sonunu getiren o olay. Şans eseri bazı şaşırtıcı gerçeklerin Ali bey'in Fitnat'ın kolyesini koparması ile ansızın ortaya çıkması (fazla spoiler vermek istemedim.) Ve kalan birkaç sayfada herkesin hiç beklenmedik şekilde hayatının değişmesi bir tutam sarsıcıydı. Kitabın adı "Musibetname" değilse Saliha Hanım ile Rifat Bey'in aşkı hatırınadır diye düşünüyorum. Bu arada son olarak Ayşe Kadın karakterinin konuşmasına takılan tek kişi değilimdir İnşallah.. Çünkü sinir krizi geçirmemek için tuttum kendimi. Tamam, Arap asıllı olduğu için türkçesi iyi değildir ama nedense onun konuşmalarını okumak bana zulüm gibi geldi.
Taaşşuk-ı Talat ve FitnatŞemseddin Sami · Karbon Kitaplar · 201938,1bin okunma
10/10
·64 syf.·
2020 62. kitabı
Eveeet..Bir çocuk kitabı. Çocuk kitaplarını sever misiniz bilmem ama ben kesinlikle çok seviyorum. Aslında çoğu çocuk kitabını da çocuklar kadar yetişkinlerin de okuması gerektiğini düşünüyorum. Bir Şeftali Bin Şeftali benim çocukluğumda en sevdiğim kitaptı. Bugün tutup tekrar okuyayım dedim. Su gibi akıp giden Samed Behrengi anlatımı ile çok kısacık bir zamanda bitti kitap. Büyüyünce farkettim ki çocukluğumda beni etkileyen ve aklımda kalan kitaplar hep bu yazarın elinden çıkmış. Kitapta görmeden seveceğiniz ve hayran kalınacak güzellikte olduğunu iddia eden bir şeftalimiz var. Olup biteni de o anlatıyor. Çok farklı bir bakış açısı olmuş bana göre. Bu şeftalimizin bir ağaç olmasını sağlayan iki tane de küçük ve yoksul çocuk var. Şeftalimiz ve bu çocuklar arasında çok samimi bir sadakat bağı oluşuyor. Çocuklar onu yetiştirmek için var gücüyle çalışırken, şeftalimiz de onlara meyve verip mutluluklarını görmek için çok uğraşıyor. Anlamlı ve insanın yüreğine dokunan bir öykü.
Bir Şeftali Bin ŞeftaliSamed Behrengi · Rumuz Çocuk Yayınevi · 202010,5bin okunma
7/10
·105 syf.·
2020 55. kitabı
Öğütlerle dolu, haklı isyanlar eden bir kitap. Çok doğru noktalara değinip insana gerçeği gösteriyor. Aslında herkesin "Ya toplum olarak şu şekilde hayatımıza devam etsek aslında çok güzel yaşarız. " dediği şeylerin bir araya gelmesi gibi. Tabi bunları bilip düşünmek yetmiyor uygulamak da gerekiyor. Kitabı okurken gerçek kahramanların yiğitlik ile değil bilgi ve emekle ortaya çıktığı sonucuna varıyor insan.
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · Karbon Kitaplar · 2019124,9bin okunma