Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir.
Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur; içten bir güçle kırılırsa yaşam başlar; zira sahih dönüşümler hep içten gelir... Ibn Rüşd
Ben vardım lakin bu varlık maddi ve cismani değildi. Görüyordum ama neyi? Renk ve görünmeden arınmış bir fezayı, bir okyanusu... Organlarım vardı, fakat ellerimi hangi uzvuma temas ettirsem, yokluktan yapılmışa benzeyen ellerime esîr inceliğinde bir mevcudiyet geçmiyordu. Bir hayal, bir hayalettim.
Tanrım! Bu derdin dermanı yok mu?
Bu yaşamın sonu yok mu?
Ne korkunç şu sürekli an!
Ne dehşetli devam eden zaman!
Her şey geliyor sonra gidiyor
Peşin başlıyor sonra bitiyor
Başladım ama ölümden mahrum
Dünyada kaldım sebata örnek olarak
Ah keşke ben de öleydim!
O tatlı hali ben de göreydim!
İlkin ne tatlıydı bu âlem!
Zevk ve ümitle geçerdi her anım
Talih güneşinin ruhlu ışığı
Verirdi bana cennet sefasını
Çok severdim hilali, dolunayı
Kayan yıldızı, yıldızları, sabahı fecri
Her yerde yüz gösteren bu güzellik
Verirdi ruhuma hafif sarhoşluk
Bütün olaylarda bir zevk bulurdum
Evreni güler yüzlü, şevkli bulurdum
Yârab bu derde derman yok mu?
Bu zindegîye pâyan yok mu?
Ne hevlengiz şu ân-ı dâim
Ne dehşet-efzâ zamân-ı dâim
Her şey geliyor, sonra gidiyor
Peşin başlıyor, sonra bitiyor
Başladım, lakin mahrûm-i memat
Kaldım cihanda misâl-i sebat
Ah kâşki ben de öleydim
O tatlı hali ben de göreydim!
Ne tatlıydı evvel bu âlem!
Zevk ü ümîdle geçerdi her dem
Şems-i tâli'in ruhlu ziyası
Verirdi bana cennet sefası
Gayet severdim hilâl ü bedri
Şihâb u encümü, sabah u fecri
Her yerde rûnümâ olan güzellik
Veriridi rûhuma latîf mestlik
Cümle şu'ûnda bir zevk bulurdum
Ekvânı handan, pürşevk olurdum