Yaşamını ve şimdi mutluluğunu da oluşturan bütün bu şeylerin tadına daha derinden varmak için gözleri kapalı yatmaya devam etti. İçinde hâlâ acıyan bir yer vardı, ama iyi şeyler vaat eden bir acıydı bu, tamamen kapanmadan önce kabuk tutarken yanan yaralar gibi sıcak, ama yumuşak bir acı.
Korku cezadan çok daha beterdir, çünkü ceza bellidir, ağır da olsa, hafif de, hiçbir zaman belirsizliğin dehşeti kadar, o sonsuz gerilimin ürkünçlüğü kadar kötü değildir.
Bu kemirici korku hayatını asit gibi eritip darmadağın etmişti. Şeylerin ağırlığı bir anda değişmiş, bütün değerler altüst olmuş, ilişkiler karışmıştı. O ana kadar yaşamında hep duyuları uyuşuk, gözleri yarı kapalı, el yordamıyla dolaşmış gibi hissediyordu şimdi kendini. Bir anda her şey içten aydınlatılmış gibi müthiş derin bir berraklık kazanmıştı. Şimdi daha önce hiçbir zaman dokunmadığı şeyler, soluğu kadar yakınına gelmişti ve artık gerçek yaşamının anlamını onların verdiğini biliyordu. Öte yandan bir zamanlar önem verdiği pek çok şey de, bir sis gibi dağılıp hayatından uzaklaşmıştı.