§
"Nazi toplama kampından sağ kurtulan psikiyatr Viktor Frankl da İnsanın Anlam Arayışı adlı eserinde, benzer bir sosyal psikolojik sonuca vardı: Hilebaz, otantikliğini kaybetmiş bireysel varoluş, sosyal totaliterliğin habercisidir. Sigmund Freud da benzer şekilde "baskıyla engelleme"nin yabana atılmayacak bir şekilde zihinsel hastalıkların gelişimine katkıda bulunduğuna inanırdı (ve gerçeğin engellenmesiyle yalan arasındaki fark tür değil, derece meselesidir). Alfred Adler hastalıkları yalanların doğurduğunu bilirdi. C. G. Jung ahlaki sorunların hastalarının başına bela olduğunu ve bu tür sorunlara yalanın neden olduğunu bilirdi. Hem bireysel hem kültürel patolojiyi dert edinen bu düşünürlerin hepsi aynı sonuca vardılar: Yalan, Varlığın yapısını çarpıtır. Gerçek dışı olan ruhu da devleti de bozar ve her iki bozulma şekli birbirini besler."
§
§
"Patronunuza, eşinize, annenize gerektiğinde hayır derseniz, kendinizi gerektiğinde hayır diyebilen bir insana dönüştürürsünüz. Ancak hayır denmesi gerekirken evet derseniz, kendinizi açıkça hayır deme zamanı geldiğinde bile sadece evet diyebilen birine dönüştürürsünüz.
Son derece sıradan ve düzgün insanların kendilerini nasıl çalışma kampı gardiyanlarının yaptığı korkunç şeyleri yaparken bulduğunu hiç merak ettiyseniz, artık cevabı biliyorsunuz. Ciddi bir şekilde denmesi gereken yerde, hayır diyebilecek hiç kimse kalmamıştı."
§
§
"Anlam doğru yerde, doğru zamanda, düzen ve kaos arasında o anda her şeyin olabildiğince iyi şekilde hizalandığı doğru dengede olduğunuza işaret eder."
§