Bir an için doğanın tüm güçlerini ve bunu oluşturan tüm varlıkların konumlarını anlayabilen bir canlı olduğunu düşünürsek -ve bunun bu verileri inceleyebileceğini düşünürsek - aynı anda evrendeki en büyük varlıkları ve en küçük atomları da hesaba katarak bir hesap yaparsa, hiçbir şey belirsiz değildir ve gelecek de, aynen geçmiş gibi, gözlerinin önündedir.
Eşref beyin bir pamuk fabrikası Salihli'de köşkümüzün ittisalinde idi. Bu fabrika hiçbir zaman layıkı vechile çalışamıyor ve istifade edilemiyordu. Eşref bey bu fabrikanın ıslah ile idaresini bir Alman dostuna havale ediyor.
Alman Karl bir müddet düşünüyorve diyor ki, "Beyim büyük bir eleme lazım. Baştan siz beyim olmak üzere bu mekteb arkadaşınızı ve umur-ı idarenizde bulunmuş kâhyanızı fabrikadan evvela uzaklaştırılmak lazım.
Eşref bey
- Beni de mi?
Evet ilk olarak sizi açığa çıkartacağım( Not: şunu al, bunu çıkar emrinizi bana kullanmayacaksınız ki) bu fabrikanın dumanı doğru çıkabilsin. Sizin ancak beni bir teftişe hakkınız vardır. Siz müdür olarak bir zabit arkadaşınızı, katib olarak tavsiyeli bir dost akrabasını, kâhya olarak Balkan Harbi'nde beraberinizde bulunmuş bir yârânınızı hatta kapıcılığa bile maiyetinizden bir eski çavuşunuzu getirip işbaşı etmişsiniz. Yani işe o işin ehlini değil adamlarınıza iş aramış adama iş bulmuşsunuz. Hülasa işe değil, adam değil adama değil adama iş bulmuşsunuz.
Kuşçubaşı Eşref ve Mehmet Akif Ersoy
Necid çöllerinde
Medine'den Necid'in derinliklerine karşı kafilekeri yürütmedeler. Hareketlerinden evvel bir telgraf vererek henüz birkaç aylık oğlumuz Sencer'in vefatını bildirmek zorunda kalıyoruz.
Tesadüfe bakınız. Eşref bey bizim bu acı haberi aldığı esnada Mehmet Akif bey de bir oğlunun dünyaya geldiğini ve ismimin Tahir konduğu telgrafını alıyor. Eşref bey Akif beyi tebrik ederken hassas Akif bey de (sevinmesi icap ederken) nemli gözleri ile Eşref beye taziyette bulunmakta imiş.
Necid Yolunda isimli Safahat'ta ki:
Nar-ı beyaz mı nedir öğle zamanında güneş?
Diye başladığı şiiri işte bu seferin mahsulüdür.