Bir gün gelir de unuturmuş insan
En sevdiği hatıraları bile
Bari sen her gece yorgun sesiyle
Saat on ikiyi vurduğu zaman
Beni unutma
Çünkü ben her gece o saatlerde
Seni yaşar ve seni düşünürüm
Hayal içinde perişan yürürüm
Sen de karanlığın sustuğu yerde
Beni unutma
O saatlerde serpilir gülüşün
Bir avuç su gibi içime, ey yar
Senin de başında o çılgın rüzgar
Deli deli esiverirse bir gün
Beni unutma
Ben ayağımda çarık, elimde asa
Senin için şu yollara düşmüşüm
Senelerce sonra sana dönüşüm
Bir mahşer gününe de rastlasa
Beni unutma
Halâ duruyorsa yeşil elbisen
Onu bir gün benim için giy
Saksıdaki pembe karanfilde çiğ
Ve bahçende yorgun bir kuş görürsen
Beni unutma
Sana koşuyorum bir vapurun içinden
Ölmemek, delirmemek için.
Yaşamak; bütün adetlerden uzak
Yaşamak.
Hayır değil, değil sıcak
Dudaklarının hatırası
Değil saçlarının kokusu
Hiçbiri değil.
Dünyada büyük fırtınanın koptuğu böyle günlerde
Ben onsuz edemem.
Eli elimin içinde olmalı.
Gözlerine bakmalıyım
Sesini işitmeliyim
Beraber yemek yemeliyiz
Ara sıra gülmeliyiz.
Yapamam, onsuz edemem
Bana su, bana ekmek, bana zehir
Bana tad, bana uyku
Gibi gelen çirkin kızım
Sensiz edemem.
`Sait Faik Abasıyanık
Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
Alt katında uyumayı bir ranzanın
Üst katında çocukluğum...
Kağıttan gemiler yaptım kalbimden
Ki hiçbiri karşıya ulaşmazdı.
Aşk diyorsunuz,
limanı olanın aşkı olmaz ki bayım!
Allah’la samimi oldum geçen üç yıl boyunca
Havı dökülmüş yerlerine yüzümün
Büyük bir aşk yamadım
Hayır
Yüzüme nur inmedi, yüzüm nura indi bayım
Gözyaşlarım bitse tesbih tanelerim vardı
Tesbih tanelerim bitse göz yaşlarım...
Saydım, insanın doksan dokuz tane yalnızlığı vardı.
Aşk diyorsunuz ya
Ben istemenin allahını bilirim bayım.
Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
Balkona yorgun çamaşırlar asmayı
Ki uçlarından çile damlardı.
Güneşte nane kurutmayı
Ben acılarımın başını
evcimen telaşlarla okşadım bayım.
Bir pardösüm bile oldu içinde kaybolduğum.
İnsan kaybolmayı ister mi?
Ben işte istedim bayım.
Uzaklara gittim
Uzaklar sana gelmez, sen uzaklara gidersin
soğuk odamı ısıtan hayaline
gördüğüm her boşlukta sarılıyorum.
her dokunuşumda kayboluyorsun
ve gözlerin gülümsemiyor.
kanıma dokunuyor zamansız gidişin şehriyar!
sokaklara atıyorum kendimi, belli belirsiz
günahkar kaldırımlarda kalabalıklar ruhuma dar.
kirli taşlara kapanıp öpmek istiyorum bazen,
bu günahkar taşlarda senin ayak izlerin var!
seni yanımda istedim, göğe doğru yol almak,
yarım kalan hayallerimizi tamamlamak,
aşka doymak...
yürüdüm, bir çıkmaz sokakta dermansız kaldım,
sana varamadım...
o taş kaldırım acıdı halime.
sokaklar ıslanırken hüzzam bir yağmurla
kaldırımlar acıdı bana, ben ağladım şehriyar!
yüreğime prangaları vurduğun günden beri
gökte ne yıldız kaldı, ne hilâl.
ne zaman gökyüzüne uzansam geceleri
karalara bürünmüş bir dolunay var!
karartılan düşlerimizin hesabı mahşere kaldı.
bir çınar gölgesinde yitirdik yarınları.
hatıraların bile hatrı olmadı ya
kahrediyor beni bu şehriyâr!