Dünya bizim açlığımızı giderecek büyük bir nesne ,bir elma, bir şişe, bir memedir, biz durmadan emer, birşeyler bekler ve umarız ve sürekli düş kırıklıklarına
uğrarız. Karakterimiz değiştokuş etmek,
almak, tüketmek, değiştirmek üzerine kurulmuştur. İster ruhsal olsun ister nesnel ne varsa herşey tüketimin
ve değiş tokuşun nesneleri haline gelmişlerdir.
Çağdaş insan kendisinden,
çevresindeki İnsanlardan ve doğadan yabancılaştırılmıştır.O İnsan bir meta haline dönüştürülmüş, yaşam
güçlerini var olan pazar koşulları altında kendisine en fazla kâr getirecek alana yatırması sağlanmıştır, insan ilişkileri, kendi güvenliklerini sürüye bağlı olmakta, düşünce, duygu, ve eylem yönünden diğerlerinden ayrı olmamakta gören, birbirine yabancılaşmış
otomatların ilişkileri haline getirilmiştir.
Tanrının ne olmadığını çok iyi bilse
bile insan, gene de Tanrının ne olduğunu bilemez.Bu nedenle hiçbir şeyin doyuramadığı insan kafası, herşeyin en iyisine ulaşmak için uğraşır.