‘Kusura bakma üstat, bir daha olmaz,’ demekten nefret etmişimdir. Bunu söylemekten aciz olduğum için değil, aksine belki de söylemeye fazlasıyla meyilli olduğum için nefret ediyorum.
Şimdi ise köşeme çekilmiş; bu hayatta zeki insanların değil, olsa olsa aptalların belli yerlere geldiğiyle ilgili fesat, hiçbir yararı olmayan tesellileri sarılıp kendimi alaya alarak yaşayıp gidiyorum.
Japon klasiği olması beni okumaya iten en önemli sebeplerden biriydi. Fakat kitabı okurken kitabın içine çok çekilmediğimi hissettim. Kitabın bazı bölümlerinde çok heyecanlı ve istekli okurken bazı bölümlerinde çok zoraki okudum. Tabi bu durumun bu kitabı kötü bir kitap yaptığını düşünmüyorum. Kitabın sonundan çıkardığım anlam yine de bana çok büyük bir katkı sağladı. Hayatta söylemek istediklerimizi hiçbir zaman ertelemememiz, başka şeylerin ardına sığındırmamamız gerektiğini, böyle yaptığımız zaman ileride bunun pişmanlığını yaşayıp kendimizi mutsuz bir hayata itebileceğimizi farkettim. Sonuç olarak ertelemeyin, paylaşın.