Soseki’den okuduğum ilk kitap Gönül oldu. Akıcı, özellikle ikinci yarısından sonra merak uyandıran bir roman olduğunu söyleyebilirim. Roman, İsimsiz başkahramanımızın kendinden yaşça büyük, ‘’hocam’’ diye hitap ettiği bir kişiyle tanışması ve sonrasında gelişen olaylar üzerine bir kurguya sahip.
Genç kahramanımız bir üniversite öğrencisi. Hocam diye hitap ettiği kişiyle yaz tatilinde gittiği bir yazlık beldede karşılaşır. Kendisinden çok etkilenir, onun fikirlerine oldukça önem verir. Aralarındaki ilişki zaman geçtikçe ilerler fakat bu samimiyetin belirli sınırları vardır. Hocanın geçmişinde bazı sırlar, genç ile paylaşmadığı önemli olaylar vardır. Hocanın sırları ve sınırları, onu insanlardan koparmıştır. Kimseyi sevmez ve kimseye güvenmez. Dar bir çevre içerisinde hayattan çok da keyif almadan yaşar. İşte tüm bunların altında yatan sebepler, genç tarafından merak edilir.
Roman toplamda üç ana bölümden oluşuyor. Her bölüm kendi içinde birçok alt bölüme ayrılmış. Genç kahramanın hocasıyla ilişkisi ile başlayan hikâye, sonrasında gencin annesi ve babasıyla olan ilişkisi üzerine devam eder. Özellikle romanın yarısından sonra konu tamamen hocasının geçmişine döner. Hocadan gelen çok uzun bir mektubu, genç ile biz de okuruz. Hocanın geçmişi, gençliği, yaşadığı her şey o mektuptadır. Hoca âdeta içini açmış, her şeyi anlatmıştır. Hocanın mektubuyla birlikte romanın akışı tamamen hocanın geçmişine gider ve bir daha genci ya da gencin ailesini görmeyiz.
Kitabın ismi çok hoşuma gitti. Gönül kelimesinin Türkçede birçok anlamı var; sevgi, istek, düşünüş, anma, hatır vb. duyguların kaynağı; içeri, yürek, dil, kalp... Peki romandaki gönül kimin gönlüydü? Hocanın mı, gencin mi yoksa hikâyeye dâhil olan diğer karakterlerin mi? Romanda bahsi geçen gönül, hepsinin gönlü olabilir.