“Sabrın taşı bile işitti, gel gör ki Kabil, ne Habil’i işitti ne durabildi. Duyduğu öfke dinmedi. Ne elini uzattı ona ne onun elini alabildi.
Bu dünya ikimize birden dar, ben seni öldüreceğim, dedi de başka bir şey demedi. Aynı cümleyi bambaşka sözcüklerle, evirdi çevirdi. Uzattıkça uzattı, defalarca söyledi.”
“Cehennem sen inansan da var inanmasan da. İçimizde ve dışımızda, bu dünyada ve o dünyada, ateşi olsa da olmasa da, senin zannettiğinden de benim hayal ettiğimden de çok başka. Demem o ki senin inanmayışın onun var olduğu gerçeğini değiştirmez. Sen bilsen çoğalmaz, bilmesen yok olmaz, eksilmez.”